1

1 Ey Teofilos,

2

3 Ýsa, ölüm acýsýný çektikten sonra birçok inandýrýcý kanýtlarla elçilere dirilmiþ olduðunu gösterdi. Kýrk gün süreyle onlara görünerek Tanrý'nýn Egemenliði* hakkýnda konuþtu.

4 Kendileriyle birlikteyken onlara þu buyruðu vermiþti: 'Yeruþalim'den* ayrýlmayýn, Baba'nýn verdiði ve benden duyduðunuz sözün gerçekleþmesini bekleyin.

5 Þöyle ki, Yahya suyla vaftiz* etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz.'

6 Elçiler bir araya geldiklerinde Ýsa'ya þunu sordular: 'Ya Rab, Ýsrail'e egemenliði þimdi mi geri vereceksin?'

7 Ýsa onlara, 'Baba'nýn kendi yetkisiyle belirlemiþ olduðu zamanlarý ve tarihleri bilmenize gerek yok' karþýlýðýný verdi.

8 'Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksýnýz. Yeruþalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanýn dört bucaðýnda benim tanýklarým olacaksýnýz.'

9 Ýsa bunlarý söyledikten sonra, onlarýn gözleri önünde yukarý alýndý. Bir bulut O'nu alýp gözlerinin önünden uzaklaþtýrdý.

10 Ýsa giderken onlar gözlerini göðe dikmiþ bakýyorlardý. Tam o sýrada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarýnda belirdi.

11 'Ey Celileliler, neden göðe bakýp duruyorsunuz?' diye sordular. 'Aranýzdan göðe alýnan Ýsa, göðe çýktýðýný nasýl gördünüzse, ayný þekilde geri gelecektir.'

12 Bundan sonra elçiler, Yeruþalim'den yaklaþýk bir kilometre*fx* uzaklýktaki Zeytin Daðý'ndan Yeruþalim'e döndüler.

13 Kente girince kaldýklarý evin üst katýndaki odaya çýktýlar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreas, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oðlu Yakup, Yurtsever* Simun ve Yakup oðlu Yahuda oradaydý.

14 Bunlar Ýsa'nýn annesi Meryem, öbür kadýnlar ve Ýsa'nýn kardeþleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu.

15 O günlerde Petrus, yaklaþýk yüz yirmi kardeþten oluþan bir topluluðun ortasýnda ayaða kalkýp þöyle konuþtu: 'Kardeþler, Kutsal Ruh'un, Ýsa'yý tutuklayanlara kýlavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut'un aðzýyla önceden bildirdiði Kutsal Yazý'nýn yerine gelmesi gerekiyordu.

16

17 Yahuda bizden biri sayýlmýþ ve bu hizmette yerini almýþtý.'

18 Bu adam, yaptýðý kötülüðün karþýlýðýnda aldýðý ücretle bir tarla satýn aldý. Sonra baþ aþaðý düþtü, bedeni yarýldý ve bütün baðýrsaklarý dýþarý döküldü.

19 Yeruþalim'de yaþayan herkes olayý duydu. Tarlaya kendi dillerinde Kan Tarlasý anlamýna gelen Hakeldema adýný verdiler.

20 'Nitekim Mezmurlar Kitabý'nda þöyle yazýlmýþtýr' dedi Petrus. ' Ve,

21 'Buna göre, Yahya'nýn vaftiz* döneminden baþlayarak Rab Ýsa'nýn aramýzdan yukarý alýndýðý güne deðin bizimle birlikte geçirdiði bütün süre boyunca yanýmýzda bulunan adamlardan birinin, Ýsa'nýn diriliþine tanýklýk etmek üzere bize katýlmasý gerekir.'

22

23 Böylece iki kiþiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya'yý önerdiler.

24 Sonra þöyle dua ettiler: 'Ya Rab, sen herkesin yüreðini bilirsin. Yahuda'nýn, ait olduðu yere gitmek için býraktýðý bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kiþiden hangisini seçtiðini göster bize.'

25

26 Ardýndan bu iki kiþiye kura çektirdiler; kura Mattiya'ya düþtü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katýldý.

2

1 Pentikost Günü geldiðinde bütün imanlýlar bir arada bulunuyordu.

2 Ansýzýn gökten, güçlü bir rüzgarýn esiþini andýran bir ses geldi ve bulunduklarý evi tümüyle doldurdu.

3 Ateþten dillere benzer bir þeylerin daðýlýp her birinin üzerine indiðini gördüler.

4 Ýmanlýlarýn hepsi Kutsal Ruh'la doldular, Ruh'un onlarý konuþturduðu baþka dillerle konuþmaya baþladýlar.

5 O sýrada Yeruþalim'de, dünyanýn her ülkesinden gelmiþ dindar Yahudiler bulunuyordu.

6 Sesin duyulmasý üzerine büyük bir kalabalýk toplandý. Herkes kendi dilinin konuþulduðunu duyunca þaþakaldý.

7 Hayret ve þaþkýnlýk içinde, 'Bakýn, bu konuþanlarýn hepsi Celileli deðil mi?' diye sordular.

8 'Nasýl oluyor da her birimiz kendi ana dilini iþitiyor?

9 Aramýzda Partlar, Medler, Elamlýlar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya Ýli'nde*, Frikya ve Pamfilya'da, Mýsýr ve Libya'nýn Kirene'ye yakýn bölgelerinde yaþayanlar var. Hem Yahudi hem de Yahudiliðe dönen Romalý konuklar, Giritliler ve Araplar var aramýzda. Ama her birimiz Tanrý'nýn büyük iþlerinin kendi dilimizde konuþulduðunu iþitiyoruz.'

10

11

12 Hepsi hayret ve þaþkýnlýk içinde birbirlerine, 'Bunun anlamý ne?' diye sordular.

13 Baþkalarýysa, 'Bunlar taze þarabý fazla kaçýrmýþ' diye alay ettiler.

14 Bunun üzerine Onbirler'le birlikte öne çýkan Petrus yüksek sesle kalabalýða þöyle seslendi: 'Ey Yahudiler ve Yeruþalim'de bulunan herkes, bu durumu size açýklayayým. Sözlerime kulak verin. Bu adamlar, sandýðýnýz gibi sarhoþ deðiller. Saat* daha sabahýn dokuzu!

15

16 Bu gördüðünüz, Peygamber Yoel aracýlýðýyla önceden bildirilen olaydýr: 17

18 O günler kadýn erkek Kullarýmýn üzerine Ruhum'u dökeceðim, Onlar da peygamberlik edecekler.

19 Yukarýda, gökyüzünde harikalar yaratacaðým. Aþaðýda, yeryüzünde belirtiler, Kan, ateþ ve duman bulutlarý görülecek.

20 Rab'bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce Güneþ kararacak, Ay kan rengine dönecek.

21 O zaman Rab'bi adýyla çaðýran herkes kurtulacak.>

22 'Ey Ýsrailliler, þu sözleri dinleyin: Bildiðiniz gibi Nasýralý Ýsa, Tanrý'nýn, kendisi aracýlýðýyla aranýzda yaptýðý mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliði kanýtlanmýþ bir kiþidir.

23 Tanrý'nýn belirlenmiþ amacý ve öngörüsü uyarýnca elinize teslim edilen bu adamý, yasa tanýmaz kiþilerin eliyle çarmýha çivileyip öldürdünüz.

24 Tanrý ise, ölüm acýlarýna son vererek O'nu diriltti. Çünkü O'nun ölüme tutsak kalmasý olanaksýzdý.

25 O'nunla ilgili olarak Davut þöyle der: 26 Bu nedenle yüreðim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahasý, bedenim de umut içinde yaþayacak.

27 Çünkü sen canýmý ölüler diyarýna terk etmeyeceksin, Kutsalýnýn çürümesine izin vermeyeceksin.

28 Yaþam yollarýný bana bildirdin; Varlýðýnla beni sevinçle dolduracaksýn.>

29 'Kardeþler, size açýkça söyleyebilirim ki, büyük atamýz Davut öldü, gömüldü, mezarý da bugüne dek yanýbaþýmýzda duruyor.

30 Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtýna oturtacaðýna dair Tanrý'nýn kendisine ant içerek söz verdiðini biliyordu.

31 Geleceði görerek Mesih'in* ölümden diriliþine iliþkin þunlarý söyledi:

32 Tanrý, Ýsa'yý ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanýklarýyýz.

33 O, Tanrý'nýn saðýna yüceltilmiþ, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almýþ ve þimdi gördüðünüz ve iþittiðiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüþtür.

34 Davut, kendisi göklere çýkmadýðý halde þöyle der:

35

36 'Böylelikle bütün Ýsrail halký þunu kesinlikle bilsin: Tanrý, sizin çarmýha gerdiðiniz Ýsa'yý hem Rab hem Mesih yapmýþtýr.'

37 Bu sözleri duyanlar, yüreklerine hançer saplanmýþ gibi oldular. Petrus ve öbür elçilere, 'Kardeþler, ne yapmalýyýz?' diye sordular.

38 Petrus onlara þu karþýlýðý verdi: 'Tövbe edin, her biriniz Ýsa Mesih'in adýyla vaftiz* olsun. Böylece günahlarýnýz baðýþlanacak ve Kutsal Ruh armaðanýný alacaksýnýz.

39 Bu vaat sizler, çocuklarýnýz, uzaktakilerin hepsi için, Tanrýmýz Rab'bin çaðýracaðý herkes için geçerlidir.'

40 Petrus daha birçok sözlerle onlarý uyardý. 'Kendinizi bu sapýk kuþaktan kurtarýn!' diye yalvardý.

41 Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaþýk üç bin kiþi topluluða katýldý.

42 Bunlar kendilerini elçilerin öðretisine, paydaþlýða, ekmek bölmeye ve duaya adadýlar.

43 Herkesi bir korku sarmýþtý. Elçilerin aracýlýðýyla birçok belirtiler ve harikalar yapýlýyordu.

44 Ýmanlýlarýn tümü bir arada bulunuyor, her þeyi ortaklaþa kullanýyorlardý.

45 Mallarýný mülklerini satýyor ve bunun parasýný herkese ihtiyacýna göre daðýtýyorlardý.

46 Her gün tapýnakta toplanmaya devam eden imanlýlar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Tanrý'yý övüyorlardý. Bütün halkýn beðenisini kazanmýþlardý. Rab de her gün yeni kurtulanlarý topluluða katýyordu.

3

1 Bir gün Petrus'la Yuhanna, saat* üçte, dua vaktinde tapýnaða çýkýyorlardý.

2 O sýrada, doðuþtan kötürüm olan bir adam, tapýnaðýn Güzel Kapý diye adlandýrýlan kapýsýna getiriliyordu. Tapýnaða girenlerden para dilenmesi için onu her gün getirip oraya býrakýrlardý.

3 Tapýnaða girmek üzere olan Petrus'la Yuhanna'yý gören adam, kendilerinden sadaka istedi.

4 Petrus'la Yuhanna ona dikkatle baktýlar. Sonra Petrus, 'Bize bak' dedi.

5 Adam, onlardan bir þey alacaðýný umarak gözlerini onlarýn üzerine dikti.

6 Petrus, 'Bende altýn ve gümüþ yok, ama bende olaný sana veriyorum' dedi. 'Nasýralý Ýsa Mesih'in adýyla, yürü!'

7 Sonra onu sað elinden kavrayýp kaldýrdý. Adamýn ayaklarý ve bilekleri o anda sapasaðlam oldu.

8 Sýçrayýp ayaða kalktý, yürümeye baþladý. Yürüyüp sýçrayarak, Tanrý'yý överek onlarla birlikte tapýnaða girdi.

9 Bütün halk, onun yürüyüp Tanrý'yý övdüðünü gördü.

10 Onun, tapýnaðýn Güzel Kapýsý'nda oturup para dilenen kiþi olduðunu anlayýnca ondaki deðiþiklik karþýsýnda büyük bir hayret ve þaþkýnlýða düþtüler.

11 Adam, Petrus'la Yuhanna'ya tutunuyordu. Bütün halk hayret içinde Süleyman'ýn Eyvaný denilen yerde onlara doðru koþuþtu.

12 Bunu gören Petrus halka þöyle seslendi: 'Ey Ýsrailliler, buna neden þaþtýnýz? Neden gözlerinizi dikmiþ bize bakýyorsunuz? Kendi gücümüz ya da dindarlýðýmýzla bu adamýn yürümesini saðlamýþýz gibi...!

13 Ýbrahim'in, Ýshak'ýn ve Yakup'un Tanrýsý, atalarýmýzýn Tanrýsý, Kulu Ýsa'yý yüceltti. Siz O'nu ele verdiniz. Pilatus O'nu serbest býrakmaya karar verdiði halde, siz O'nu Pilatus'un önünde reddettiniz.

14 Kutsal ve adil Olan'ý reddedip bir katilin salýverilmesini istediniz.

15 Siz Yaþam Önderi'ni öldürdünüz, ama Tanrý O'nu ölümden diriltti. Biz bunun tanýklarýyýz.

16 Gördüðünüz ve tanýdýðýnýz bu adam, Ýsa'nýn adý sayesinde, O'nun adýna olan imanla sapasaðlam oldu. Hepinizin gözü önünde onu tam saðlýða kavuþturan, Ýsa'nýn aracýlýðýyla etkin olan*fx* imandýr.

17 'Þimdi ey kardeþler, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten ötürü böyle davrandýðýnýzý biliyorum.

18 Ama bütün peygamberlerin aðzýndan Mesihi'nin* acý çekeceðini önceden bildiren Tanrý, sözünü bu þekilde yerine getirmiþtir.

19 Öyleyse, günahlarýnýzýn silinmesi için tövbe edin ve Tanrý'ya dönün. Öyle ki, Rab size yenilenme fýrsatlarý versin ve sizin için önceden belirlenen Mesih'i, yani Ýsa'yý göndersin.

20

21 Tanrý'nýn eski çaðlardan beri kutsal peygamberlerinin aðzýndan bildirdiði gibi, her þeyin yeniden düzenleneceði zamana dek Ýsa'nýn gökte kalmasý gerekiyor.

22 Musa þöyle demiþti: 23 O peygamberi dinlemeyen herkes Tanrý'nýn halkýndan koparýlýp yok edilecektir.>

24 'Samuel ve ondan sonra konuþan peygamberlerin hepsi bu günleri duyurdu.

25 Sizler peygamberlerin mirasçýlarý, Tanrý'nýn atalarýnýzla yaptýðý antlaþmanýn mirasçýlarýsýnýz. Nitekim Tanrý Ýbrahim'e þöyle demiþti:

26 Tanrý, sizleri kötü yollarýnýzdan döndürüp kutsamak için Kulu'nu ortaya çýkarýp önce size gönderdi.'

4

1 Kâhinler, tapýnak koruyucularýnýn komutaný ve Sadukiler*, halka seslenmekte olan Petrus'la Yuhanna'nýn üzerine yürüdüler.

2 Çünkü onlarýn halka öðretmelerine ve Ýsa'yý örnek göstererek ölülerin dirileceðini söylemelerine çok kýzmýþlardý.

3 Onlarý yakaladýlar, akþam olduðu için ertesi güne dek hapiste tuttular.

4 Ne var ki, konuþmayý dinlemiþ olanlarýn birçoðu iman etti. Böylece imanlý erkeklerin sayýsý aþaðý yukarý beþ bine ulaþtý.

5 Ertesi gün Yahudiler'in yöneticileri, ileri gelenleri ve din bilginleri* Yeruþalim'de toplandýlar.

6 Baþkâhin Hanan'ýn yanýsýra, Kayafa, Yuhanna, Ýskender ve baþkâhin soyundan gelen herkes oradaydý.

7 Petrus'la Yuhanna'yý huzurlarýna getirtip onlara, 'Siz bunu hangi güçle ya da kimin adýna dayanarak yaptýnýz?' diye sordular.

8 O zaman Kutsal Ruh'la dolan Petrus onlara þöyle dedi: 'Halkýn yöneticileri ve ileri gelenler!

9 Eðer bugün bir hastaya yapýlan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyor ve bu adamýn nasýl iyileþtiði soruþturuluyorsa, hepiniz ve bütün Ýsrail halký þunu bilin: Bu adam, sizin çarmýha gerdiðiniz, ama Tanrý'nýn ölümden dirilttiði Nasýralý Ýsa Mesih'in adý sayesinde önünüzde sapasaðlam duruyor.

10

11 Ýsa, týr.

12 Baþka hiç kimsede kurtuluþ yoktur. Bu göðün altýnda insanlara baðýþlanmýþ, bizi kurtarabilecek baþka hiçbir ad yoktur.'

13 Kurul üyeleri, Petrus'la Yuhanna'nýn yürekliliðini görüp de bunlarýn eðitim görmemiþ, sýradan kiþiler olduklarýný anlayýnca þaþtýlar ve onlarýn Ýsa'yla birlikte bulunduklarýný farkettiler.

14 Ýyileþtirilen adam, Petrus ve Yuhanna'yla birlikte gözleri önünde duruyordu; bunun için hiçbir karþýlýk veremediler.

15 Kurul üyeleri onlara dýþarý çýkmalarýný buyurduktan sonra durumu kendi aralarýnda tartýþmaya baþladýlar.

16 'Bu adamlarý ne yapacaðýz?' dediler. 'Yeruþalim'de yaþayan herkes, bunlarýn eliyle olaðanüstü bir belirti gerçekleþtirildiðini biliyor. Biz bunu inkâr edemeyiz.

17 Ama bu haberin halk arasýnda daha çok yayýlmasýný önlemek için onlarý tehdit edelim ki, bundan böyle Ýsa'nýn adýndan kimseye söz etmesinler.'

18 Böylece onlarý çaðýrdýlar, Ýsa'nýn adýný hiç anmamalarýný, o adý kullanarak hiçbir þey öðretmemelerini buyurdular.

19 Ama Petrus'la Yuhanna þöyle karþýlýk verdiler: 'Tanrý'nýn önünde, Tanrý'nýn sözünü deðil de sizin sözünüzü dinlemek doðru mudur, kendiniz karar verin.

20 Biz gördüklerimizi ve iþittiklerimizi anlatmadan edemeyiz.'

21 Kurul üyeleri onlarý bir daha tehdit ettikten sonra serbest býraktýlar; onlarý cezalandýrmak için hiçbir gerekçe bulamamýþlardý. Çünkü bütün halk, olup bitenler için Tanrý'yý yüceltiyordu.

22 Nitekim mucize sonucu iyileþen adamýn yaþý kýrký geçmiþti.

23 Serbest býrakýlan Petrus'la Yuhanna, arkadaþlarýnýn yanýna dönerek baþkâhinlerle ileri gelenlerin kendilerine söylediði her þeyi bildirdiler.

24 Arkadaþlarý bunu duyunca hep birlikte Tanrý'ya þöyle seslendiler: 'Ey Efendimiz! Yeri göðü, denizi ve onlarýn içindekilerin tümünü yaratan sensin.

25 Kutsal Ruh aracýlýðýyla kulun atamýz Davut'un aðzýndan þöyle dedin: 26 Dünyanýn krallarý saf baðladý, Hükümdarlar birleþti Rab'be ve Mesihi'ne karþý.>

27 'Gerçekten de Hirodes* ile Pontius Pilatus, bu kentte Ýsrail halký ve öteki uluslarla birlikte senin meshettiðin* kutsal Kulun Ýsa'ya karþý bir araya geldiler. Senin kendi gücün*fx* ve isteðinle önceden kararlaþtýrdýðýn her þeyi gerçekleþtirdiler.

28

29 Ve þimdi ya Rab, onlarýn savurduðu tehditlere bak! Senin sözünü tam bir yüreklilikle duyurmak için biz kullarýna güç ver.

30 Kutsal Kulun Ýsa'nýn adýyla hastalarý iyileþtirmek için, belirtiler ve harikalar yapmak için elini uzat.'

31 Dualarý bitince toplandýklarý yer sarsýldý. Hepsi Kutsal Ruh'la doldular ve Tanrý'nýn sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler.

32 Ýnananlar topluluðunun yüreði ve düþüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduðu herhangi bir þey için 'Bu benimdir' demiyor, her þeylerini ortak kabul ediyorlardý.

33 Elçiler, Rab Ýsa'nýn ölümden dirildiðine çok etkili bir biçimde tanýklýk ediyorlardý. Tanrý'nýn büyük lütfu hepsinin üzerindeydi.

34 Aralarýnda yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunlarý satar, sattýklarýnýn bedelini getirip elçilerin buyruðuna verirlerdi*fx*; bu da herkese ihtiyacýna göre daðýtýlýrdý.

35

36 Örneðin, Kýbrýs doðumlu bir Levili olan ve elçilerin Barnaba, yani Cesaret Verici diye adlandýrdýklarý Yusuf, sahip olduðu bir tarlayý sattý, parasýný getirip elçilerin buyruðuna verdi.

5

1 Hananya adýnda bir adam, karýsý Safira'nýn onayýyla bir mülk sattý, paranýn bir kýsmýný kendine saklayarak gerisini getirip elçilerin buyruðuna verdi. Karýsýnýn da olup bitenlerden haberi vardý.

2

3 Petrus ona, 'Hananya, nasýl oldu da Þeytan'a uydun*fx*, Kutsal Ruh'a yalan söyleyip tarlanýn parasýnýn bir kýsmýný kendine sakladýn?' dedi.

4 'Tarla satýlmadan önce sana ait deðil miydi? Sen onu sattýktan sonra da parayý dilediðin gibi kullanamaz mýydýn? Neden yüreðinde böyle bir düzen kurdun? Sen insanlara deðil, Tanrý'ya yalan söylemiþ oldun.'

5 Hananya bu sözleri iþitince yere yýkýlýp can verdi. Olanlarý duyan herkesi büyük bir korku sardý.

6 Gençler kalkýp Hananya'nýn ölüsünü kefenlediler ve dýþarý taþýyýp gömdüler.

7 Bundan yaklaþýk üç saat sonra Hananya'nýn karýsý, olanlardan habersiz içeri girdi.

8 Petrus, 'Söyle bana, tarlayý bu fiyata mý sattýnýz?' diye sordu.

9 Petrus ona þöyle dedi: 'Rab'bin Ruhu'nu sýnamak için nasýl oldu da sözbirliði ettiniz? Ýþte, kocaný gömenlerin ayak sesleri kapýda, seni de dýþarý taþýyacaklar.'

10 Kadýn o anda Petrus'un ayaklarý dibine yýkýlýp can verdi. Ýçeri giren gençler onu ölmüþ buldular, onu da dýþarý taþýyarak kocasýnýn yanýna gömdüler.

11 Ýnanlýlar topluluðunun* tümünü ve olayý duyanlarýn hepsini büyük bir korku sardý.

12 Elçilerin aracýlýðýyla halk arasýnda birçok belirtiler ve harikalar yapýlýyordu. Ýmanlýlarýn hepsi Süleyman'ýn Eyvaný'nda toplanýyordu.

13 Halk onlara büyük saygý duyduðu halde, dýþarýdan hiç kimse onlara katýlmayý göze alamýyordu.

14 Buna karþýn, Rab'be inanýp topluluða katýlan erkek ve kadýnlarýn sayýsý giderek arttý.

15 Bütün bunlarýn sonucu, yoldan geçen Petrus'un hiç deðilse gölgesi bazýlarýnýn üzerine düþsün diye halk, hasta olanlarý caddelere çýkartýp þilteler ve döþekler üzerine yatýrýr oldu.

16 Yeruþalim'in çevresindeki kasabalardan da kalabalýklar geliyor, hastalarý ve kötü ruhlardan acý çekenleri getiriyorlardý. Bunlarýn hepsi iyileþtirildi.

17 Bunun üzerine, kýskançlýkla dolan baþkâhin ve yanýndakilerin hepsi, yani Saduki* mezhebinden olanlar, elçileri yakalatýp devlet tutukevine attýrdýlar.

18

19 Ama geceleyin Rab'bin bir meleði zindanýn kapýlarýný açýp onlarý dýþarý çýkarttý. 'Gidin! Tapýnaða girip bu yeni yaþamla ilgili sözlerin hepsini halka duyurun' dedi.

20

21 Elçiler bu buyruða uyarak gün doðarken tapýnaða girip öðretmeye baþladýlar.

22 Ne var ki, görevliler zindana vardýklarýnda elçileri bulamadýlar. Geri dönerek þu haberi ilettiler: 'Tutukevini kilitli ve tam bir güvenlik altýnda, nöbetçileri de kapýlarda durur bulduk. Ama kapýlarý açtýðýmýzda içerde kimseyi bulamadýk!'

23

24 Bu sözleri iþiten tapýnak koruyucularýnýn komutanýyla baþkâhinler þaþkýna döndüler, bu iþin sonunun nereye varacaðýný merak etmeye baþladýlar.

25 O sýrada yanlarýna gelen biri, 'Bakýn, hapse attýðýnýz adamlar tapýnakta dikilmiþ, halka öðretiyor' diye haber getirdi.

26 Bunun üzerine komutanla görevliler gidip elçileri getirdiler. Halkýn kendilerini taþlamasýndan korktuklarý için zor kullanmadýlar.

27 Elçileri getirip Yüksek Kurul'un önüne çýkardýlar. Baþkâhin onlarý sorguya çekti: 'Bu adý kullanarak öðretmeyin diye size kesin buyruk vermiþtik' dedi. 'Ama siz öðretinizi Yeruþalim Kenti'nin her tarafýna yaydýnýz. Ýlle de bizi bu adamýn kanýný dökmekten sorumlu göstermek istiyorsunuz.'

28

29 Petrus ve öbür elçiler þöyle karþýlýk verdiler: 'Ýnsanlardan çok, Tanrý'nýn sözünü dinlemek gerek.

30 Atalarýmýzýn Tanrýsý, sizin çarmýha gererek öldürdüðünüz Ýsa'yý diriltti.

31 Ýsrail'e, günahlarýndan tövbe etme ve baðýþlanma fýrsatýný vermek için Tanrý O'nu Önder ve Kurtarýcý olarak kendi saðýna yükseltti.

32 Biz, Tanrý'nýn kendi sözünü dinleyenlere verdiði Kutsal Ruh'la birlikte bu olaylarýn tanýklarýyýz.'

33 Kurul üyeleri bu sözleri iþitince çok öfkelendiler ve elçileri yok etmek istediler.

34 Ama bütün halkýn saygýsýný kazanmýþ bir Kutsal Yasa öðretmeni olan Gamaliel adlý bir Ferisi*, Yüksek Kurul'da ayaða kalktý, elçilerin kýsa bir süre için dýþarý çýkartýlmasýný buyurarak kurul üyelerine þunlarý söyledi: 'Ey Ýsrailliler, bu adamlara yapacaðýnýzý iyi düþünün!

35

36 Bir süre önce Tevdas da kendi kendisiyle ilgili büyük iddialarda bulunarak baþkaldýrdý. Dört yüz kadar kiþi de ona katýldý. Ama adam öldürüldü, izleyicilerinin hepsi daðýtýldý, hareket yok oldu.

37 Ondan sonra, sayým yapýldýðý günlerde ortaya çýkan Celileli Yahuda, pek çok insaný ayartýp peþine taktý. Ama o da öldürüldü ve izleyicilerinin hepsi darmadaðýn oldu.

38 Þimdi size þunu söyleyeyim: Bu adamlarla uðraþmayýn, onlarý rahat býrakýn! Çünkü bu giriþim, bu hareket insan iþiyse, yok olup gidecektir.

39 Yok eðer Tanrý'nýn iþiyse, bu adamlarý yok edemezsiniz. Hatta kendinizi Tanrý'ya karþý savaþýr durumda bulabilirsiniz.'

40 Elçileri içeri çaðýrtýp kamçýlattýlar ve Ýsa'nýn adýndan söz etmemelerini buyurduktan sonra salýverdiler.

41 Elçiler Ýsa'nýn adý uðruna hakarete layýk görüldükleri için Yüksek Kurul'un huzurundan sevinç içinde ayrýldýlar.

42 Her gün tapýnakta ve evlerde öðretmekten ve Mesih Ýsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadýlar.

6

1 Ýsa'nýn öðrencilerinin sayýca çoðaldýðý o günlerde, Grekçe konuþan Yahudiler, günlük yardým daðýtýmýnda kendi dullarýna gereken ilginin gösterilmediðini ileri sürerek Ýbranice* konuþan Yahudiler'den yakýnmaya baþladýlar.

2 Bunun üzerine Onikiler*, bütün öðrencileri bir araya toplayýp þöyle dediler: 'Tanrý'nýn sözünü yayma iþini býrakýp maddi iþlerle uðraþmamýz*fx* doðru olmaz.

3 Bu nedenle, kardeþler, aranýzdan Ruh'la ve bilgelikle dolu, yedi saygýn kiþi seçin. Onlarý bu iþ için görevlendirelim.

4 Biz ise kendimizi duaya ve Tanrý sözünü yaymaya adayalým.'

5 Bu öneri bütün topluluðu hoþnut etti. Böylece, iman ve Kutsal Ruh'la dolu biri olan Ýstefanos'un yanýsýra Filipus, Prohoros, Nikanor, Timon, Parmenas ve Yahudiliðe dönen Antakyalý Nikolas'ý seçip elçilerin önüne çýkardýlar. Elçiler de dua edip ellerini onlarýn üzerine koydular.

6

7 Böylece Tanrý'nýn sözü yayýlýyor, Yeruþalim'deki öðrencilerin sayýsý arttýkça artýyor, kâhinlerden birçoðu da iman çaðrýsýna uyuyordu.

8 Tanrý'nýn lütfuyla ve kudretle dolu olan Ýstefanos, halk arasýnda büyük belirtiler ve harikalar yapýyordu.

9 Ne var ki, Azatlýlar Havrasý diye bilinen havranýn bazý üyeleri ve Kirene'den, Ýskenderiye'den, Kilikya'dan ve Asya Ýli'nden* bazý kiþiler Ýstefanos'la çekiþmeye baþladýlar.

10 Ama Ýstefanos'un konuþmasýndaki bilgeliðe ve Ruh'a karþý koyamadýlar.

11 Bunun üzerine birkaç kiþiyi el altýndan ayartarak onlara, 'Bu adamýn Musa'ya ve Tanrý'ya karþý küfür dolu sözler söylediðini duyduk' dedirttiler.

12 Böylelikle halký, ileri gelenleri ve din bilginlerini kýþkýrttýlar. Gidip Ýstefanos'u yakaladýlar ve Yüksek Kurul'un* önüne çýkardýlar.

13 Getirdikleri yalancý tanýklar, 'Bu adam durmadan bu kutsal yere ve Yasa'ya karþý konuþuyor' dediler.

14 ' dediðini duyduk.'

15 Kurul'da oturanlarýn hepsi, Ýstefanos'a baktýklarýnda yüzünün bir melek yüzüne benzediðini gördüler.

7

1 Baþkâhin, 'Bu iddialar doðru mu?' diye sordu.

2 Ýstefanos þöyle karþýlýk verdi: 'Kardeþler ve babalar, beni dinleyin. Atamýz Ýbrahim daha Mezopotamya'dayken, Harran'a yerleþmeden önce, yüce Tanrý ona görünüp þöyle dedi: <Ülkeni, akrabalarýný býrak, sana göstereceðim ülkeye git.>

3

4 'Bunun üzerine Ýbrahim Kildaniler'in* ülkesini býrakýp Harran'a yerleþti. Babasýnýn ölümünden sonra da Tanrý onu oradan alýp þimdi sizin yaþadýðýnýz bu ülkeye getirdi.

5 Burada ona herhangi bir miras, bir karýþ toprak bile vermemiþti. Ama Ýbrahim'in o sýrada hiç çocuðu olmadýðý halde, Tanrý bu ülkeyi mülk olarak ona ve ondan sonra gelecek torunlarýna vereceðini vaat etti.

6 Tanrý þöyle dedi: 7 Ama ben kölelik edecekleri ulusu cezalandýracaðým. Bundan sonra oradan çýkacak ve bana bu yerde tapýnacaklar.>

8 Sonra Tanrý onunla, sünnete dayalý antlaþmayý yaptý. Böylelikle Ýbrahim, Ýshak'ýn babasý oldu ve onu sekiz günlükken sünnet etti. Ve Ýshak Yakup'un, Yakup da on iki büyük atamýzýn babasý oldu.

9 'Yusuf'u kýskanan atalarýmýz, onu köle olarak Mýsýr'a sattýlar. Ama Tanrý onunlaydý ve onu bütün sýkýntýlarýndan kurtardý. Ona bilgelik vererek Mýsýr Firavunu'nun gözüne girmesini saðladý. Firavun da onu Mýsýr ve bütün saray halký üzerine yönetici atadý.

10

11 'Sonra bütün Mýsýr ve Kenan ülkesini kýtlýk vurdu, büyük sýkýntýlar baþladý. Atalarýmýz yiyecek bulamadýlar.

12 Mýsýr'da tahýl bulunduðunu duyan Yakup, atalarýmýzý oraya ilk yolculuklarýna gönderdi.

13 Mýsýr'a ikinci geliþlerinde Yusuf kardeþlerine kimliðini açýkladý. Firavun böylece Yusuf'un ailesini tanýmýþ oldu.

14 Yusuf haber yollayýp babasý Yakup'u ve bütün akrabalarýný, toplam yetmiþ beþ kiþiyi çaðýrttý.

15 Böylece Yakup Mýsýr'a gitti. Kendisi de atalarýmýz da orada öldüler.

16 Kemikleri sonra Þekem'e getirilerek Ýbrahim'in Þekem'de Hamor oðullarýndan bir miktar gümüþ karþýlýðýnda satýn almýþ olduðu mezara konuldu.

17 'Tanrý'nýn Ýbrahim'e verdiði sözün gerçekleþeceði zaman yaklaþtýðýnda, Mýsýr'daki halkýmýzýn nüfusu bir hayli çoðalmýþtý.

18 Sonunda Yusuf hakkýnda bilgisi olmayan yeni bir kral Mýsýr'da tahta çýktý.

19 Bu adam, halkýmýza karþý haince davrandý, atalarýmýza kötülük etti. Onlarý, yeni doðan çocuklarýný açýkta býrakýp ölüme terk etmeye zorladý.

20 'O sýrada, son derece güzel bir çocuk olan Musa doðdu. Musa, üç ay babasýnýn evinde beslendikten sonra açýkta býrakýldý. Firavunun kýzý onu bulup evlat edindi ve kendi oðlu olarak yetiþtirdi.

21

22 Musa, Mýsýrlýlar'ýn bütün bilim dallarýnda eðitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.

23 'Kýrk yaþýný doldurunca Musa'nýn yüreðinde öz kardeþleri Ýsrailoðullarý'nýn durumunu yakýndan görme arzusu doðdu.

24 Onlardan birine haksýzlýk edildiðini gören Musa, onu savundu. Haksýzlýðý yapan Mýsýrlý'yý öldürerek ezilenin öcünü aldý.

25 diye düþünüyordu. Ama onlar bunu anlamadýlar.

26 Ertesi gün Musa, kavga eden iki Ýbrani'yle karþýlaþýnca onlarý barýþtýrmak istedi. dedi,

27 'Ne var ki, soydaþýna haksýzlýk eden kiþi Musa'yý yana iterek, dedi.

28

29 Bu söz üzerine Musa Midyan ülkesine kaçtý. Orada gurbette yaþadý ve iki oðul babasý oldu.

30 'Kýrk yýl geçtikten sonra Musa'ya, Sina Daðý'nýn yakýnlarýndaki çölde, yanan bir çalýnýn alevleri içinde bir melek göründü.

31 Musa gördüklerine þaþtý. Daha yakýndan bakmak için yaklaþtýðýnda, Rab ona þöyle seslendi: Korkuyla titreyen Musa bakmaya cesaret edemedi.

32

33 'Sonra Rab, <Çarýklarýný çýkar! Çünkü bastýðýn yer kutsal topraktýr> dedi.

34

35 'Bu Musa, diye reddettikleri Musa'ydý. Tanrý onu, çalýda kendisine görünen meleðin aracýlýðýyla yönetici ve kurtarýcý olarak gönderdi.

36 Halký Mýsýr'dan çýkaran, orada, Kýzýldeniz'de* ve kýrk yýl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.

37 Ýsrailoðullarý'na, diyen Musa odur.

38 Çöldeki topluluðun arasýnda yaþamýþ, Sina Daðý'nda kendisiyle konuþan melekle ve atalarýmýzla birlikte bulunmuþ olan odur. Bize iletmek üzere yaþam dolu sözler aldý.

39 'Ne var ki, atalarýmýz onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mýsýr'a dönmeyi özler oldular.

40 Harun'a, dediler. <Çünkü bizi Mýsýr'dan çýkaran o Musa'ya ne oldu bilmiyoruz!>

41 Ve o günlerde buzaðý biçiminde bir put yapýp ona kurban sundular. Kendi elleriyle yaptýklarý bu put için bir þenlik düzenlediler.

42 Bu yüzden Tanrý onlardan yüz çevirip onlarý göksel cisimlere kulluk etmeye terk etti. Peygamberlerin kitabýnda yazýlmýþ olduðu gibi: 43 Siz Molek'in* çadýrýný Ve ilahýnýz Refan'ýn*fx* yýldýzýný taþýdýnýz. Tapýnmak için yaptýðýnýz putlardý bunlar. Bu yüzden sizi Babil'in ötesine süreceðim.>

44 'Çölde atalarýmýzýn Tanýklýk Çadýrý*fx* vardý. Musa bunu, kendisiyle konuþan Tanrý'nýn buyurduðu gibi, gördüðü örneðe göre yapmýþtý.

45 Tanýklýk Çadýrý'ný önceki kuþaktan teslim alan atalarýmýz, Yeþu'nun önderliðinde öteki uluslarýn topraklarýný ele geçirdikleri zaman, çadýrý yanlarýnda getirdiler. Uluslarý atalarýmýzýn önünden kovan, Tanrý'nýn kendisiydi. Çadýr Davut'un zamanýna dek kaldý.

46 Tanrý'nýn beðenisini kazanmýþ olan Davut, Yakup'un Tanrýsý için bir konut yapmaya izin istedi.

47 Oysa Tanrý için bir ev yapan Süleyman oldu.

48 'Ne var ki, en yüce Olan, elle yapýlmýþ konutlarda oturmaz. Peygamberin belirttiði gibi,

49

50

51 'Ey dik kafalýlar, yürekleri ve kulaklarý sünnet edilmemiþ olanlar*fx*! Siz týpký atalarýnýza benziyorsunuz, her zaman Kutsal Ruh'a karþý direniyorsunuz.

52 Atalarýnýz peygamberlerin hangisine zulmetmediler ki? Adil Olan'ýn geleceðini önceden bildirenleri de öldürdüler. Melekler aracýlýðýyla buyrulan Yasa'yý alýp da buna uymayan sizler, þimdi de Adil Olan'a ihanet edip O'nu katlettiniz!'

53

54 Kurul üyeleri bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular, Ýstefanos'a karþý diþlerini gýcýrdattýlar.

55 Kutsal Ruh'la dolu olan Ýstefanos ise, gözlerini göðe dikip Tanrý'nýn görkemini ve Tanrý'nýn saðýnda duran Ýsa'yý gördü.

56 'Bakýn' dedi, 'Göklerin açýldýðýný ve Ýnsanoðlu'nun* Tanrý'nýn saðýnda durmakta olduðunu görüyorum.'

57 Bunun üzerine kulaklarýný týkayýp çýðlýklar atarak hep birlikte Ýstefanos'a saldýrdýlar.

58 Onu kentten dýþarý atýp taþa tuttular. Ýstefanos'a karþý tanýklýk etmiþ olanlar, kaftanlarýný Saul adlý bir gencin ayaklarýnýn dibine býraktýlar.

59 Ýstefanos taþ yaðmuru altýnda, 'Rab Ýsa, ruhumu al!' diye yakarýyordu.

60 Sonra diz çökerek yüksek sesle þöyle dedi: 'Ya Rab, bu günahý onlara yükleme!' Bunu söyledikten sonra gözlerini yaþama kapadý.

8

1 Ýstefanos'un öldürülmesini Saul da onaylamýþtý.

2 Bazý dindar kiþiler, Ýstefanos'u gömdükten sonra onun için büyük yas tuttular.

3 Saul ise inanlýlar topluluðunu* kýrýp geçiriyordu. Ev ev dolaþarak, kadýn erkek demeden imanlýlarý dýþarý sürüklüyor, hapse atýyordu.

4 Bunun sonucu daðýlan imanlýlar, gittikleri her yerde Tanrý sözünü müjdeliyorlardý.

5 Filipus, Samiriye* Kenti'ne gidip oradakilere Mesih'i* tanýtmaya baþladý.

6 Filipus'u dinleyen ve gerçekleþtirdiði belirtileri gören kalabalýklar, hep birlikte onun söylediklerine kulak verdiler.

7 Birçoklarýnýn içinden kötü ruhlar yüksek sesle haykýrarak çýktý; birçok felçli ve kötürüm iyileþtirildi.

8 Ve o kentte büyük sevinç oldu.

9 Ne var ki, kentte bir süreden beri büyücülük yapan ve Samiriye halkýný þaþkýna çeviren Simun adlý biri vardý. Simun, büyük adam olduðunu iddia ediyordu.

10 Küçük büyük, herkes onu dikkatle dinler, 'Büyük Güç dedikleri Tanrý gücü iþte budur' derlerdi.

11 Uzun zamandan beri onlarý büyücülüðüyle þaþkýna çevirdiði için onu dikkatle dinlerlerdi.

12 Ama Tanrý'nýn Egemenliði* ve Ýsa Mesih adýyla ilgili Müjde'yi duyuran Filipus'un söylediklerine inandýklarý zaman, erkekler de kadýnlar da vaftiz* oldular.

13 Simun'un kendisi de inanýp vaftiz oldu. Ondan sonra sürekli olarak Filipus'un yanýnda kaldý. Doðaüstü belirtileri ve yapýlan büyük mucizeleri görünce þaþkýna döndü.

14 Yeruþalim'deki elçiler, Samiriye halkýnýn, Tanrý'nýn sözünü benimsediðini duyunca Petrus'la Yuhanna'yý onlara gönderdiler.

15 Petrus'la Yuhanna oraya varýnca, Samiriyeli imanlýlarýn Kutsal Ruh'u almalarý için dua ettiler.

16 Çünkü Ruh daha hiçbirinin üzerine inmemiþti. Rab Ýsa'nýn adýyla vaftiz olmuþlardý, o kadar.

17 Petrus'la Yuhanna onlarýn üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruh'u aldýlar.

18 Elçilerin bu el koyma hareketiyle Kutsal Ruh'un verildiðini gören Simun onlara para teklif ederek, 'Bana da bu yetkiyi verin, kimin üzerine ellerimi koysam Kutsal Ruh'u alsýn' dedi.

19

20 Petrus, 'Paran da yok olsun, sen de!' dedi, 'Çünkü Tanrý'nýn armaðanýný parayla elde edebileceðini sandýn.

21 Senin bu iþte bir payýn, bir hakkýn yok. Yüreðin, Tanrý'nýn gözünde doðru deðildir.

22 Bu kötülüðünden tövbe et ve Rab'be yalvar, yüreðindeki bu düþünce belki baðýþlanýr.

23 Senin kin dolu, kötülüðe tutsak biri olduðunu görüyorum.'

24 Simun, 'Benim için Rab'be yalvarýn da söylediklerinizden hiçbiri baþýma gelmesin' diye karþýlýk verdi.

25 Petrus'la Yuhanna tanýklýk edip Rab'bin sözünü bildirdikten sonra, Samiriye'nin birçok köyünde de Müjde'yi duyura duyura Yeruþalim'e döndüler.

26 Bu arada Rab'bin bir meleði Filipus'a þöyle seslendi: 'Kalk, güneye doðru, Yeruþalim'den Gazze'ye inen yola, çöl yoluna git.'

27 Filipus da kalkýp gitti. Giderken Etiyopyalý bir hadým gördü. Bu adam Etiyopya*fx* Kraliçesi Kandaki'nin vezirlerinden biriydi. Kraliçenin bütün hazinelerinden sorumluydu. Yeruþalim'e, tapýnmaya gelmiþti.

28 Geri dönerken arabasýnda oturmuþ, Peygamber Yeþaya'nýn Kitabý'ný okuyordu.

29 Ruh Filipus'a, 'Git' dedi, 'Þu arabaya yetiþ.'

30 Filipus koþup arabanýn yanýna geldi ve hadýmýn Peygamber Yeþaya'yý okumakta olduðunu iþitti. 'Acaba okuduklarýný anlýyor musun?' diye sordu.

31 Hadým, 'Biri bana yol göstermedikçe nasýl anlayabilirim ki?' diyerek Filipus'un arabaya binip yanýna oturmasýný rica etti.

32 Kutsal Yazýlar'dan okuduðu bölüm þuydu: 'Koyun gibi kesime götürüldü; Kýrkýcýnýn önünde kuzu nasýl ses çýkarmazsa, O da öylece aðzýný açmadý.

33 Aþaðýlandýðýnda adalet O'ndan esirgendi. O'nun soyunu kim anacak? Çünkü yeryüzündeki yaþamýna son verildi.'

34 Hadým Filipus'a, 'Lütfen açýklar mýsýn, peygamber kimden söz ediyor, kendisinden mi, bir baþkasýndan mý?' diye sordu.

35 Bunun üzerine Filipus anlatmaya koyuldu. Kutsal Yazýlar'ýn bu bölümünden baþlayarak ona Ýsa'yla ilgili Müjde'yi bildirdi.

36 Yolda giderlerken su bulunan bir yere geldiler. Hadým, 'Bak, burada su var' dedi. 'Vaftiz* olmama ne engel var?'*fx*

37

38 Sonra arabanýn durmasýný buyurdu. Filipus'la hadým birlikte suya girdiler ve Filipus hadýmý vaftiz etti.

39 Sudan çýktýklarý zaman Rab'bin Ruhu Filipus'u hemen oradan uzaklaþtýrdý. Filipus'u bir daha görmeyen hadým sevinç içinde yoluna devam etti.

40 Filipus ise kendini Aþdot Kenti'nde buldu. Sezariye'ye varýncaya dek bütün kentleri dolaþarak Müjde'yi duyurdu.

9

1 Saul ise Rab'bin öðrencilerine karþý hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu. Baþkâhine gitti, Þam'daki havralara verilmek üzere mektuplar yazmasýný istedi. Orada Ýsa'nýn yolunda yürüyen kadýn erkek, kimi bulsa tutuklayýp Yeruþalim'e getirmek niyetindeydi.

2

3 Yol alýp Þam'a yaklaþtýðý sýrada, birdenbire gökten gelen bir ýþýk çevresini aydýnlattý.

4 Yere yýkýlan Saul, bir sesin kendisine, 'Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?' dediðini iþitti.

5 Saul, 'Ey Efendim, sen kimsin?' dedi.

6 'Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiði sana bildirilecek.'

7 Saul'la birlikte yolculuk eden adamlarýn dilleri tutuldu, olduklarý yerde kalakaldýlar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.

8 Saul yerden kalktý, ama gözlerini açtýðýnda hiçbir þey göremiyordu. Sonra kendisini elinden tutup Þam'a götürdüler.

9 Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir þey yiyip içmedi.

10 Þam'da Hananya adýnda bir Ýsa öðrencisi vardý. Bir görümde Rab ona, 'Hananya!' diye seslendi.

11 Rab ona, 'Kalk' dedi, 'Doðru Sokak denilen sokaða git ve Yahuda'nýn evinde Saul adýnda Tarsuslu birini sor. Þu anda orada dua ediyor.

12 Görümünde yanýna Hananya adlý birinin geldiðini ve gözlerini açmak için ellerini kendisinin üzerine koyduðunu görmüþtür.'

13 Hananya þöyle karþýlýk verdi: 'Ya Rab, birçoklarýnýn bu adam hakkýnda neler anlattýklarýný duydum. Yeruþalim'de senin kutsallarýna nice kötülük yapmýþ!

14 Burada da senin adýný anan herkesi tutuklamak için baþkâhinlerden yetki almýþtýr.'

15 Rab ona, 'Git!' dedi. 'Bu adam, benim adýmý öteki uluslara*, krallara ve Ýsrailoðullarý'na duyurmak üzere seçilmiþ bir aracýmdýr.

16 Benim adým uðruna ne kadar sýkýntý çekmesi gerekeceðini ona göstereceðim.'

17 Bunun üzerine Hananya gitti, eve girdi ve ellerini Saul'un üzerine koydu. 'Saul kardeþ' dedi, 'Sen buraya gelirken yolda sana görünen Rab, yani Ýsa, gözlerin açýlsýn ve Kutsal Ruh'la dolasýn diye beni yolladý.'

18 O anda Saul'un gözlerinden balýk pulunu andýran þeyler düþtü. Saul yeniden görmeye baþladý. Kalkýp vaftiz* oldu.

19 Sonra yemek yiyip kuvvet buldu.

20 Havralarda Ýsa'nýn Tanrý'nýn Oðlu olduðunu hemen duyurmaya baþladý.

21 Onu duyanlarýn hepsi þaþkýna döndü. 'Yeruþalim'de bu adý ananlarý kýrýp geçiren adam bu deðil mi? Buraya da, öylelerini tutuklayýp baþkâhinlere götürmek amacýyla gelmedi mi?' diyorlardý.

22 Saul ise günden güne güçleniyordu. Ýsa'nýn Mesih* olduðuna dair kanýtlar göstererek Þam'da yaþayan Yahudiler'i þaþkýna çeviriyordu.

23 Aradan günler geçti. Yahudiler Saul'u öldürmek için bir düzen kurdular.

24 Ne var ki, kurduklarý düzenle ilgili haber Saul'a ulaþtý. Yahudiler onu öldürmek için gece gündüz kentin kapýlarýný gözlüyorlardý.

25 Ama Saul'un öðrencileri geceleyin kendisini aldýlar, kentin surlarýndan sarkýttýklarý bir küfe içinde aþaðý indirdiler.

26 Saul Yeruþalim'e varýnca oradaki öðrencilere katýlmaya çalýþtý. Ama hepsi ondan korkuyor, Ýsa'nýn öðrencisi olduðuna inanamýyorlardý.

27 O zaman Barnaba onu alýp elçilere götürdü. Onlara, Saul'un Þam yolunda Rab'bi nasýl gördüðünü, Rab'bin de onunla konuþtuðunu, Þam'da ise onun Ýsa adýný nasýl korkusuzca duyurduðunu anlattý.

28 Böylelikle Saul, Yeruþalim'de girip çýktýklarý her yerde öðrencilerle birlikte bulunarak Rab'bin adýný korkusuzca duyurmaya baþladý.

29 Dili Grekçe olan Yahudiler'le konuþup tartýþýyordu. Ama onlar onu öldürmeyi tasarlýyorlardý.

30 Kardeþler bunu öðrenince onu Sezariye'ye götürüp oradan Tarsus'a yolladýlar.

31 Bütün Yahudiye, Celile ve Samiriye'deki* inanlýlar topluluðu* esenliðe kavuþtu. Geliþen ve Rab korkusu içinde yaþayan topluluk Kutsal Ruh'un yardýmýyla sayýca büyüyordu.

32 Bu arada her tarafý dolaþan Petrus, Lidda'da yaþayan kutsallara da uðradý.

33 Orada Eneas adýnda birine rastladý. Eneas felçliydi. Sekiz yýldan beri yatalaktý.

34 Petrus ona, 'Eneas, Ýsa Mesih seni iyileþtiriyor' dedi. 'Kalk, yataðýný topla.' Eneas hemen ayaða kalktý.

35 Lidda ve Þaron'da yaþayan herkes onu gördü ve Rab'be döndü.

36 Yafa'da, Ýsa öðrencisi olan Tabita adýnda bir kadýn vardý. Tabita, ceylan anlamýna gelir. Bu kadýn her zaman iyilik yapýp yoksullara yardým ederdi.

37 O günlerde hastalanýp öldü. Ölüsünü yýkayýp üst kattaki odaya koydular.

38 Lidda Yafa'ya yakýn olduðundan, Petrus'un Lidda'da bulunduðunu duyan öðrenciler ona iki kiþi yollayýp, 'Vakit kaybetmeden yanýmýza gel' diye yalvardýlar.

39 Petrus kalkýp onlarla birlikte gitti. Eve varýnca onu üst kattaki odaya çýkardýlar. Bütün dul kadýnlar aðlayarak Petrus'un çevresinde toplandýlar. Ona, Ceylan'ýn kendileriyle birlikteyken diktiði entarilerle üstlükleri gösterdiler.

40 Petrus, herkesi dýþarý çýkarttý, diz çöküp dua etti. Sonra ölüye doðru dönerek, 'Tabita, kalk' dedi. Kadýn gözlerini açtý, Petrus'u görünce doðrulup oturdu.

41 Petrus elini uzatarak onu ayaða kaldýrdý. Sonra kutsallarla dul kadýnlarý çaðýrdý, Ceylan'ý diri olarak onlara teslim etti.

42 Bu olayýn haberi bütün Yafa'ya yayýldý ve birçoklarý Rab'be inandý.

43 Petrus uzunca bir süre Yafa'da, Simun adýnda bir dericinin evinde kaldý.

10

1 Sezariye'de Kornelius adýnda bir adam vardý. 'Ýtalyan' taburunda yüzbaþýydý.

2 Dindar bir adamdý. Hem kendisi hem de bütün ev halký Tanrý'dan korkardý. Halka çok yardýmda bulunur, Tanrý'ya sürekli dua ederdi.

3 Bir gün saat* üç sularýnda, bir görümde Tanrý'nýn bir meleðinin kendisine geldiðini açýkça gördü. Melek ona, 'Kornelius' diye seslendi.

4 Kornelius korku içinde gözlerini ona dikti, 'Ne var, efendim?' dedi.

5 Þimdi Yafa'ya adam yolla, Petrus olarak da tanýnan Simun'u çaðýrt.

6 Petrus, evi deniz kýyýsýnda bulunan Simun adlý bir dericinin yanýnda kalýyor.'

7 Kendisiyle konuþan melek uzaklaþtýktan sonra Kornelius, iki uþaðýyla özel yardýmcýlarýndan dindar bir askeri çaðýrdý.

8 Kendilerine her þeyi anlattýktan sonra onlarý Yafa'ya gönderdi.

9 Ertesi gün onlar yol alýp kente yaklaþýrlarken, saat* on iki sularýnda Petrus dua etmek için dama çýktý.

10 Acýkýnca da yemek istedi. Yemek hazýrlanýrken Petrus kendinden geçti.

11 Göðün açýldýðýný ve büyük bir çarþafý andýran bir nesnenin dört köþesinden sarkýtýlarak yeryüzüne indirildiðini gördü.

12 Çarþafýn içinde, yeryüzünde yaþayan her türden dört ayaklý hayvanlar, sürüngenler ve kuþlar vardý.

13 Bir ses ona, 'Kalk Petrus, kes ve ye!' dedi.

14 'Asla olmaz, ya Rab!' dedi Petrus. 'Hiçbir zaman bayaðý ya da murdar* herhangi bir þey yemedim.'

15 Ses tekrar, ikinci kez duyuldu; Petrus'a, 'Tanrý'nýn temiz kýldýklarýna sen bayaðý deme' dedi.

16 Bu, üç kez tekrarlandý. Sonra çarþafý andýran nesne hemen göðe alýndý.

17 Petrus þaþkýnlýk içindeydi. Gördüðü görümün ne anlama gelebileceðini düþünürken, Kornelius'un gönderdiði adamlar sora sora Simun'un evinin kapýsýna kadar geldiler.

18 Evdekilere seslenerek, 'Petrus diye tanýnan Simun burada mý kalýyor?' diye sordular.

19 Petrus hâlâ görümün anlamýný düþünürken Ruh ona, 'Bak, üç kiþi seni arýyor' dedi.

20 'Haydi kalk, aþaðý in. Hiç çekinmeden onlarla git. Çünkü onlarý ben gönderdim.'

21 Petrus aþaðý inip adamlara, 'Aradýðýnýz kiþi benim' dedi. 'Geliþinizin sebebi ne acaba?'

22 'Doðru ve Tanrý'dan korkan, bütün Yahudi ulusunca iyiliðiyle tanýnan, Kornelius adýnda bir yüzbaþý var' dediler. 'Kutsal bir melek ona, seni evine çaðýrtýp senin söyleyeceklerini dinlemesini buyurdu.'

23 Bunun üzerine Petrus onlarý içeri alýp konuk etti.

24 Ýkinci gün Sezariye'ye vardýlar. Bu arada Kornelius, akraba ve yakýn dostlarýný toplamýþ onlarý bekliyordu.

25 Eve giren Petrus'u karþýladý, tapýnýrcasýna ayaklarýna kapandý.

26 Petrus ise onu ayaða kaldýrarak, 'Kalk, ben de insaným' dedi.

27 Petrus Kornelius'la konuþa konuþa içeri girdiðinde birçok insanýn toplanmýþ olduðunu gördü.

28 Onlara þöyle dedi: 'Bir Yahudi'nin baþka ulustan biriyle iliþki kurmasýnýn, onu ziyaret etmesinin töremize aykýrý olduðunu bilirsiniz. Oysa Tanrý bana, hiç kimseye bayaðý ya da murdar* dememem gerektiðini gösterdi.

29 Bu nedenle, çaðrýldýðým zaman hiç itiraz etmeden geldim. Þimdi, beni ne amaçla çaðýrttýðýnýzý sorabilir miyim?'

30 Kornelius, 'Üç gün*fx* önce bu sýralarda, saat* üçte evimde dua ediyordum' dedi. 'Birdenbire, parlak giysili bir adam önüme çýkýverdi.

31 dedi, 32 Yafa'ya adam yolla, Petrus diye tanýnan Simun'u çaðýrt. O, deniz kýyýsýnda oturan derici Simun'un evinde kalýyor.>

33 Bunun üzerine sana hemen adam yolladým. Sen de lütfedip geldin. Ýþte þimdi biz hepimiz, Rab'bin sana buyurduðu her þeyi dinlemek üzere Tanrý'nýn önünde toplanmýþ bulunuyoruz.'

34 O zaman Petrus söz alýp þöyle dedi: 'Tanrý'nýn insanlar arasýnda ayrým yapmadýðýný, ama kendisinden korkan ve doðru olaný yapan kiþiyi, ulusuna bakmaksýzýn kabul ettiðini gerçekten anlýyorum.

35

36 Tanrý'nýn, herkesin Rabbi olan Ýsa Mesih aracýlýðýyla esenliði müjdeleyerek Ýsrailoðullarý'na ilettiði bildiriden haberiniz vardýr.

37 Yahya'nýn vaftiz* çaðrýsýndan sonra Celile'den baþlayarak bütün Yahudiye'de meydana gelen olaylarý, Tanrý'nýn, Nasýralý Ýsa'yý nasýl Kutsal Ruh'la ve kudretle meshettiðini* biliyorsunuz. Ýsa her yaný dolaþarak iyilik yapýyor, Ýblis'in baskýsý altýnda olanlarýn hepsini iyileþtiriyordu. Çünkü Tanrý O'nunla birlikteydi.

38

39 'Biz Ýsa'nýn, Yahudiler'in ülkesinde ve Yeruþalim'de yaptýklarýnýn hepsine tanýk olduk. O'nu çarmýha gerip öldürdüler.

40 Ama Tanrý O'nu üçüncü gün diriltti ve açýkça görünmesini saðladý.

41 Ýsa halkýn tümüne deðil de, Tanrý'nýn önceden seçtiði tanýklara -ölümden dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen bizlere- göründü.

42 Tanrý tarafýndan ölülerle dirilerin Yargýcý olarak atanan kiþinin kendisi olduðunu halka duyurmamýzý, buna tanýklýk etmemizi buyurdu.

43 Peygamberlerin hepsi O'nunla ilgili tanýklýkta bulunuyorlar. Þöyle ki, O'na inanan herkesin günahlarý O'nun adýyla baðýþlanýr.'

44 Petrus daha bu sözleri söylerken Kutsal Ruh, konuþmayý dinleyen herkesin üzerine indi.

45 Petrus'la birlikte gelen Yahudi*fx* imanlýlar, Kutsal Ruh armaðanýnýn öteki uluslardan olanlarýn da üzerine dökülmesini þaþkýnlýkla karþýladýlar.

46 Çünkü onlarýn, bilmedikleri dillerle konuþup Tanrý'yý yücelttiklerini duyuyorlardý.

47

48 Böylelikle onlarýn Ýsa Mesih adýyla vaftiz olmalarýný buyurdu. Sonra onlar Petrus'a, birkaç gün yanlarýnda kalmasý için ricada bulundular.

11

1 Elçilerle bütün Yahudiye'deki kardeþler, öteki uluslarýn da Tanrý'nýn sözünü kabul ettiklerini duydular.

2 Ama Petrus Yeruþalim'e gittiði zaman sünnet yanlýlarý onu eleþtirdiler.

3 'Sünnetsiz* kiþilerin evine gidip yemek yemiþsin!' dediler.

4 Petrus baþtan baþlayarak olanlarý tek tek onlara anlattý.

5 'Ben Yafa Kenti'nde dua ediyordum' dedi. 'Kendimden geçerek bir görüm gördüm. Büyük bir çarþafý andýran bir nesnenin dört köþesinden sarkýtýldýðýný, bunun gökten inip benim bulunduðum yere kadar geldiðini gördüm.

6 Gözlerimi çarþafa dikip dikkatle baktým. Çarþafýn içinde, yeryüzünde yaþayan dört ayaklýlar, yabanýl hayvanlar, sürüngenler ve kuþlar gördüm.

7 Sonra bir sesin bana, dediðini iþittim.

8 ' dedim.

9 'Ses ikinci kez gökten geldi: dedi.

10 Bu, üç kez tekrarlandý; sonra her þey yeniden göðe alýndý.

11 'Tam o sýrada Sezariye'den bana gönderilen üç kiþi, bulunduðumuz evin önünde durdular.

12 Ruh bana, ayrým gözetmeden onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altý kardeþ de benimle geldiler, varýp adamýn evine girdik.

13 Adam bize, evinde beliren meleði nasýl gördüðünü anlattý. Melek ona þöyle demiþ: 14 O sana, senin ve bütün ev halkýnýn kurtuluþ bulacaðý sözler söyleyecek.>

15 'Ben konuþmaya baþlayýnca Kutsal Ruh, baþlangýçta bizim üzerimize indiði gibi, onlarýn da üzerine indi.

16 O zaman Rab'bin söylediði þu sözü anýmsadým:

17 Böylelikle Tanrý, Rab Ýsa Mesih'e inanmýþ olan bizlere verdiði armaðanýn aynýsýný onlara verdiyse, ben kimim ki Tanrý'ya karþý koyayým?'

18 Bunlarý dinledikten sonra yatýþtýlar. Tanrý'yý yücelterek þöyle dediler: 'Demek ki Tanrý, tövbe etme ve yaþama kavuþma fýrsatýný öteki uluslara da vermiþtir.'

19 Ýstefanos'un öldürülmesiyle baþlayan baský sonucu daðýlan imanlýlar, Fenike, Kýbrýs ve Antakya'ya kadar gittiler. Tanrý sözünü sadece Yahudiler'e duyuruyorlardý.

20 Ama içlerinden Kýbrýslý ve Kireneli olan bazý adamlar Antakya'ya gidip Grekler'le* de konuþmaya baþladýlar. Onlara Rab Ýsa'yla ilgili Müjde'yi bildirdiler.

21 Onlarýn arasýnda etkin olan Rab'bin gücü*fx* sayesinde çok sayýda kiþi inanýp Rab'be döndü.

22 Olup bitenlerin haberi, Yeruþalim'deki kiliseye* ulaþtý. Bunun üzerine imanlýlar Barnaba'yý Antakya'ya gönderdiler.

23 Kutsal Ruh'la ve imanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya'ya varýp Tanrý lütfunun meyvelerini görünce sevindi. Herkesi, candan ve yürekten Rab'be baðlý kalmaya özendirdi. Sonuç olarak Rab'be daha birçok kiþi kazanýldý.

24

25 Sonra Barnaba, Saul'u aramak için Tarsus'a gitti. Onu bulunca da Antakya'ya getirdi. Böylece Barnaba'yla Saul bir yýl boyunca oradaki inanlýlar topluluðuyla* bir araya gelerek büyük bir kitleyi eðittiler. Öðrencilere ilk kez Antakya'da Mesihçiler*fx* adý verildi.

26

27 O günlerde Yeruþalim'den Antakya'ya bazý peygamberler geldi.

28 Bunlardan Hagavos adlý biri ortaya çýkýp bütün dünyada þiddetli bir kýtlýk olacaðýný Ruh aracýlýðýyla bildirdi. Bu kýtlýk, Klavdius'un imparatorluðu sýrasýnda oldu.

29 Öðrenciler, her biri kendi gücü oranýnda, Yahudiye'de yaþayan kardeþlere gönderilmek üzere yardým toplamayý kararlaþtýrdýlar.

30 Bu kararý yerine getirip baðýþlarýný Barnaba ve Saul'un eliyle kilisenin ihtiyarlarýna* gönderdiler.

12

1 O sýrada kral Hirodes*, kiliseden* bazý kiþilere eziyet etmeye baþladý.

2 Yuhanna'nýn kardeþi Yakup'u kýlýçla öldürttü.

3 Yahudiler'in bundan memnun kaldýðýný görünce ardýndan Petrus'u da yakalattý. Bunu, Mayasýz Ekmek Bayramý* sýrasýnda yaptý.

4 Petrus'u tutuklatýp hapse attýrdý ve dörder kiþilik dört takým askerin gözetimine teslim etti. Fýsýh Bayramý'ndan* sonra onu halkýn önünde yargýlamak niyetindeydi.

5 Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlýlar topluluðu* onun için Tanrý'ya hararetle dua ediyordu.

6 Petrus, Hirodes'in kendisini yargýlayacaðý günden önceki gece, çift zincirle baðlý olarak iki askerin arasýnda uyuyordu. Kapýda duran nöbetçiler de zindanýn güvenliðini saðlýyordu.

7 Birdenbire Rab'bin bir meleði göründü ve hücrede bir ýþýk parladý. Melek, Petrus'un böðrüne dokunup onu uyandýrdý. 'Çabuk, kalk!' dedi. O anda zincirler Petrus'un bileklerinden düþtü.

8 Melek ona, 'Kuþaðýný baðla, çarýklarýný giy' dedi. Petrus da söyleneni yaptý. 'Abaný giy, beni izle' dedi melek.

9 Petrus onu izleyerek dýþarý çýktý. Ama meleðin yaptýðýnýn gerçek olduðunu anlamýyor, bir görüm gördüðünü sanýyordu.

10 Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek kente açýlan demir kapýya geldiler. Kapý, önlerinde kendiliðinden açýldý. Dýþarý çýkýp bir sokak boyunca yürüdüler, sonra melek ansýzýn Petrus'un yanýndan ayrýldý.

11 O zaman kendine gelen Petrus, 'Rab'bin bana meleðini gönderdiðini þimdi gerçekten anlýyorum' dedi. 'O beni Hirodes'in elinden ve Yahudi halkýnýn uðrayacaðýmý umduðu bütün belalardan kurtardý.'

12 Petrus olanlarýn farkýna varýnca Markos diye tanýnan Yuhanna'nýn annesi Meryem'in evine gitti. Orada birçok kiþi toplanmýþ dua ediyordu.

13 Petrus'un dýþ kapýyý çalmasý üzerine Roda adlý bir hizmetçi kýz kapýya bakmaya gitti.

14 Petrus'un sesini tanýyan kýz, sevincinden kapýyý açmadan tekrar içeri koþarak, 'Petrus kapýda duruyor!' diye haber verdi.

15 'Çýldýrmýþsýn sen!' dediler ona. Ama kýz üsteleyince, 'Onun meleði olmalý' dediler.

16 Petrus ise kapýyý çalmaya devam etti. Kapýyý açýp onu görünce þaþýp kaldýlar.

17 Petrus, eliyle susmalarýný iþaret ederek Rab'bin onu zindandan nasýl çýkardýðýný anlattý. Sonra, 'Bu haberleri Yakup'la öbür kardeþlere iletin' diyerek oradan ayrýlýp baþka bir yere gitti.

18 Askerler sabahleyin büyük bir telaþa kapýldýlar. Birbirlerine, 'Petrus'a ne oldu?' diye sordular.

19 Hirodes onu arattý, bulamayýnca da nöbetçileri sorguya çekti ve idam edilmeleri için buyruk verdi.

20 Bu arada Sur ve Sayda halklarýna ateþ püskürüyordu. Bunlar birleþip kendisiyle görüþmeye geldiler. Önce kralýn baþdanýþmaný Vlastus'u kendi taraflarýna çekerek barýþ isteðinde bulundular. Çünkü kendi ülkelerinin gereksindiði yiyecekler kralýn ülkesinden saðlanýyordu.

21 Belirlenen günde krallýk giysilerini giyen Hirodes tahtýna oturarak halka bir konuþma yaptý.

22 Halk, 'Bu bir insanýn sesi deðil, bir ilahýn sesidir!' diye baðýrýyordu.

23 O anda Rab'bin bir meleði Hirodes'i vurdu. Çünkü Tanrý'ya ait olan yüceliði kendine mal etmiþti. Ýçi kurtlarca kemirilerek can verdi.

24 Tanrý'nýn sözü ise yayýlýyor, etkisini artýrýyordu.

25 Görevlerini tamamlayan Barnaba'yla Saul, Markos diye tanýnan Yuhanna'yý yanlarýna alarak Yeruþalim'den döndüler.

13

1 Antakya'daki kilisede* peygamberler ve öðretmenler vardý: Barnaba, Niger denilen Þimon, Kireneli Lukius, bölge kralý* Hirodes'le birlikte büyümüþ olan Menahem ve Saul.

2 Bunlar Rab'be tapýnýp oruç* tutarlarken Kutsal Ruh kendilerine þöyle dedi: 'Barnaba'yla Saul'u, kendilerini çaðýrmýþ olduðum görev için bana ayýrýn.'

3 Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba'yla Saul'un üzerine ellerini koyup onlarý yolcu ettiler.

4 Kutsal Ruh'un buyruðuyla yola çýkan Barnaba'yla Saul, Selefkiye'ye gittiler, oradan da gemiyle Kýbrýs'a geçtiler.

5 Salamis'e varýnca Yahudiler'in havralarýnda Tanrý'nýn sözünü duyurmaya baþladýlar. Yuhanna'yý da yardýmcý olarak yanlarýna almýþlardý.

6 Adayý baþtan baþa geçerek Baf'a geldiler. Orada büyücü ve sahte peygamber Baryeþu adýnda bir Yahudi'yle karþýlaþtýlar.

7 Baryeþu, Vali Sergius Pavlus'a yakýn biriydi. Akýllý bir kiþi olan vali, Barnaba'yla Saul'u çaðýrtýp Tanrý'nýn sözünü dinlemek istedi. Ne var ki Baryeþu -büyücü anlamýna gelen öbür adýyla Elimas- onlara karþý koyarak valiyi iman etmekten caydýrmaya çalýþtý.

8

9 Ama Kutsal Ruh'la dolan Saul, yani Pavlus, gözlerini Elimas'a dikerek, 'Ey Ýblis'in oðlu!' dedi. 'Yüreðin her türlü hile ve sahtekârlýkla dolu; doðru olan her þeyin düþmanýsýn. Rab'bin düz yollarýný çarpýtmaktan vazgeçmeyecek misin?

10

11 Ýþte þimdi Rab'bin eli sana karþý kalktý. Kör olacaksýn, bir süre gün ýþýðýný göremeyeceksin.'

12 Olanlarý gören vali, Rab'le ilgili öðretiyi hayranlýkla karþýladý ve iman etti.

13 Pavlus'la beraberindekiler Baf'tan denize açýlýp Pamfilya bölgesinin Perge Kenti'ne gittiler. Yuhanna ise onlarý býrakýp Yeruþalim'e döndü.

14 Onlar Perge'den yollarýna devam ederek Pisidya sýnýrýndaki Antakya'ya geçtiler. Þabat Günü* havraya girip oturdular.

15 Kutsal Yasa ve peygamberlerin yazýlarý okunduktan sonra, havranýn yöneticileri onlara, 'Kardeþler, halka verecek bir öðüdünüz varsa buyurun, konuþun' diye haber yolladýlar.

16 Pavlus ayaða kalktý, eliyle bir iþaret yaparak, 'Ey Ýsrailliler ve Tanrý'dan korkan* yabancýlar, dinleyin' dedi.

17 'Bu halkýn, yani Ýsrail'in Tanrýsý, bizim atalarýmýzý seçti ve Mýsýr'da gurbette yaþadýklarý süre içinde onlarý büyük bir ulus yaptý. Sonra güçlü eliyle onlarý oradan çýkardý, çölde yaklaþýk kýrk yýl onlara katlandý.

18

19 Kenan ülkesinde yenilgiye uðrattýðý yedi ulusun topraklarýný Ýsrail halkýna miras olarak verdi. Bütün bunlar aþaðý yukarý dört yüz elli yýl sürdü.

20

21 Halk bir kral isteyince, Tanrý onlar için Benyamin oymaðýndan Kiþ oðlu Saul'u yetiþtirdi. Saul kýrk yýl krallýk yaptý.

22 Tanrý, onu tahttan indirdikten sonra onlara kral olarak Davut'u baþa geçirdi. Onunla ilgili þu tanýklýkta bulundu: <Ýþay oðlu Davut'u gönlüme uygun bir adam olarak gördüm, o her istediðimi yapar.>

23 Tanrý, verdiði sözü tutarak bu adamýn soyundan Ýsrail'e bir Kurtarýcý, Ýsa'yý gönderdi.

24 Ýsa'nýn geliþinden önce Yahya, bütün Ýsrail halkýný, tövbe edip vaftiz* olmaya çaðýrdý.

25 Yahya görevini tamamlarken þöyle diyordu:

26 'Kardeþler, Ýbrahim'in soyundan gelenler ve Tanrý'dan korkan yabancýlar, bu kurtuluþ bildirisi bize gönderildi.

27 Çünkü Yeruþalim'de yaþayanlar ve onlarýn yöneticileri Ýsa'yý reddettiler. O'nu mahkûm etmekle her Þabat Günü okunan peygamberlerin sözlerini yerine getirmiþ oldular.

28 O'nda ölüm cezasýný gerektiren herhangi bir suç bulamadýklarý halde, Pilatus'tan O'nun idamýný istediler.

29 O'nunla ilgili yazýlanlarýn hepsini yerine getirdikten sonra O'nu çarmýhtan indirip mezara koydular.

30 Ama Tanrý O'nu ölümden diriltti.

31 Ýsa, daha önce kendisiyle birlikte Celile'den Yeruþalim'e gelenlere günlerce göründü. Bu kiþiler þimdi halka O'nun tanýklýðýný yapýyor.

32 'Biz de size Müjde'yi duyuruyoruz: Tanrý Ýsa'yý diriltmekle, atalarýmýza verdiði sözü, onlarýn çocuklarý olan bizler için yerine getirmiþtir. Ýkinci Mezmur'da da yazýldýðý gibi:

33

34 'Tanrý, O'nu asla çürümemek üzere ölümden dirilttiðini þu sözlerle belirtmiþtir:

35 'Bunun için baþka bir yerde de þöyle der:

36 'Davut, kendi kuþaðýnda Tanrý'nýn amacý uyarýnca hizmet ettikten sonra gözlerini yaþama kapadý, atalarý gibi gömüldü ve bedeni çürüyüp gitti.

37 Oysa Tanrý'nýn dirilttiði Kiþi'nin bedeni çürümedi.

38 Dolayýsýyla kardeþler, þunu bilin ki, günahlarýn bu Kiþi aracýlýðýyla baðýþlanacaðý size duyurulmuþ bulunuyor. Þöyle ki, iman eden herkes, Musa'nýn Yasasý'yla aklanamadýðýnýz her suçtan O'nun aracýlýðýyla aklanýr.

39

40 Dikkat edin, peygamberlerin sözünü ettiði þu durum sizin baþýnýza gelmesin: '

41

42 Pavlus'la Barnaba havradan çýkarken halk onlarý, bir sonraki Þabat Günü ayný konular üzerinde konuþmaya çaðýrdý.

43 Havradaki topluluk daðýlýnca, Yahudiler ve Yahudiliðe dönüp Tanrý'ya tapan yabancýlardan birçoðu onlarýn ardýndan gitti. Pavlus'la Barnaba onlarla konuþarak onlarý devamlý Tanrý'nýn lütfunda yaþamaya özendirdiler.

44 Ertesi Þabat Günü kent halkýnýn hemen hemen tümü Rab'bin sözünü dinlemek için toplanmýþtý.

45 Kalabalýðý gören Yahudiler büyük bir kýskançlýk içinde, küfürlerle Pavlus'un söylediklerine karþý çýktýlar.

46 Pavlus'la Barnaba ise cesaretle karþýlýk verdiler: 'Tanrý'nýn sözünü ilk önce size bildirmemiz gerekiyordu. Siz onu reddettiðinize ve kendinizi sonsuz yaþama layýk görmediðinize göre, biz þimdi öteki uluslara gidiyoruz.

47 Çünkü Rab bize þöyle buyurmuþtur: '

48 Öteki uluslardan olanlar bunu iþitince sevindiler ve Rab'bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaþam için belirlenmiþ olanlarýn hepsi iman etti.

49 Böylece Rab'bin sözü bütün yörede yayýldý.

50 Ne var ki Yahudiler, Tanrý'ya tapan saygýn kadýnlarla kentin ileri gelen erkeklerini kýþkýrttýlar, Pavlus'la Barnaba'ya karþý bir baský hareketi baþlatýp onlarý bölge sýnýrlarýnýn dýþýna attýlar.

51 Bunun üzerine Pavlus'la Barnaba, onlara bir uyarý olsun diye ayaklarýnýn tozunu silkerek Konya'ya gittiler.

52 Öðrenciler ise sevinç ve Kutsal Ruh'la doluydu.

14

1 Ayný þekilde Konya'da da Yahudiler'in havrasýna giren Pavlus'la Barnaba öyle etkili konuþtular ki, hem Yahudiler'den hem de Grekler'den* çok kiþi iman etti.

2 Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanlarý kardeþlere karþý kýþkýrtarak zihinlerini bulandýrdýlar.

3 Orada uzunca bir süre kalan Pavlus'la Barnaba, Rab hakkýnda cesaretle konuþuyorlardý. Rab de onlara belirtiler ve harikalar yapma gücü vererek kendi lütfunu açýklayan bildiriyi doðruladý.

4 Kent halký ikiye bölündü. Bazýlarý Yahudiler'in, bazýlarý da elçilerin tarafýný tuttu.

5 Yahudiler'le öteki uluslardan olanlar ve bunlarýn yöneticileri, elçileri hýrpalayýp taþa tutmak için düzen kurdular.

6 Bunu öðrenen Pavlus'la Barnaba, Likaonya'nýn Listra ve Derbe kentlerine ve çevre bölgeye kaçarak oralarda da Müjde'yi yaydýlar.

7

8 Listra'da, ayaklarý tutmayan bir adam vardý. Doðuþtan kötürümdü, hiç yürüyemiyordu.

9 Pavlus'un söylediklerini dinledi. Onu dikkatle süzen Pavlus, iyileþtirilebileceðine imaný olduðunu görerek yüksek sesle ona, 'Kalk, ayaklarýnýn üzerinde dur!' dedi. Adam yerinden fýrlayýp yürümeye baþladý.

10

11 Pavlus'un ne yaptýðýný gören halk Likaonya dilinde, 'Tanrýlar insan kýlýðýna girip yanýmýza inmiþ!' diye haykýrdý.

12 Barnaba'ya Zeus*fx*, Pavlus'a da konuþmada öncülük ettiði için Hermes*fx* adýný taktýlar.

13 Kentin hemen dýþýnda bulunan Zeus Tapýnaðý'nýn kâhini kent kapýlarýna boðalar ve çelenkler getirdi, halkla birlikte elçilere kurban sunmak istedi.

14 Ne var ki elçiler, Barnaba'yla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yýrtarak kalabalýðýn içine daldýlar.

15 'Efendiler, neden böyle þeyler yapýyorsunuz?' diye baðýrdýlar. 'Biz de sizin gibi insanýz, ayný yaradýlýþa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boþ þeylerden vazgeçmeye, yeri, göðü, denizi ve bunlarýn içindekilerin hepsini yaratan, yaþayan Tanrý'ya dönmeye çaðýrýyoruz.

16 Geçmiþ çaðlarda Tanrý, bütün uluslarýn kendi yollarýndan gitmelerine izin verdi.

17 Yine de kendini tanýksýz býrakmadý. Size iyilik ediyor. Gökten yaðmur yaðdýrýyor, çeþitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor.'

18 Bu sözlerle bile halkýn kendilerine kurban sunmasýný güçlükle engelleyebildiler.

19 Ne var ki, Antakya ve Konya'dan gelen bazý Yahudiler, halký kendi taraflarýna çekerek Pavlus'u taþladýlar; onu ölmüþ sanarak kentin dýþýna sürüklediler.

20 Ama öðrenciler çevresinde toplanýnca Pavlus ayaða kalkýp kente döndü. Ertesi gün Barnaba'yla birlikte Derbe'ye gitti.

21 O kentte de Müjde'yi duyurup birçok öðrenci edindiler.

22

23 Ýmanlýlar için her kilisede* ihtiyarlar* seçtiler. Dua ve oruçla* onlarý, inandýklarý Rab'be emanet ettiler.

24 Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilya'ya geldiler.

25 Perge'de Tanrý sözünü bildirdikten sonra Antalya'ya gittiler.

26 Oradan gemiyle, artýk tamamlamýþ bulunduklarý görev için Tanrý'nýn lütfuna emanet edildikleri yer olan Antakya'ya döndüler.

27 Oraya vardýklarýnda inanlýlar topluluðunu* bir araya getirip Tanrý'nýn kendileri aracýlýðýyla neler yaptýðýný, öteki uluslara* iman kapýsýný nasýl açtýðýný anlattýlar.

28 Oradaki öðrencilerin yanýnda uzun bir süre kaldýlar.

15

1 Yahudiye'den gelen bazý kiþiler Antakya'daki kardeþlere, 'Siz Musa'nýn töresi uyarýnca sünnet olmadýkça kurtulamazsýnýz' diye öðretiyorlardý.

2 Pavlus'la Barnaba bu adamlarla bir hayli çekiþip tartýþtýlar. Sonunda Pavlus'la Barnaba'nýn, baþka birkaç kardeþle birlikte Yeruþalim'e gidip bu sorunu elçiler ve ihtiyarlarla* görüþmesi kararlaþtýrýldý.

3 Böylece kilise* tarafýndan gönderilenler, öteki uluslardan* olanlarýn Tanrý'ya nasýl döndüðünü anlata anlata Fenike ve Samiriye bölgelerinden geçerek bütün kardeþlere büyük sevinç verdiler.

4 Yeruþalim'e geldiklerinde inanlýlar topluluðu*, elçiler ve ihtiyarlarca iyi karþýlandýlar. Tanrý'nýn kendileri aracýlýðýyla yapmýþ olduðu her þeyi anlattýlar.

5 Ne var ki, Ferisi* mezhebinden bazý imanlýlar kalkýp þöyle dediler: 'Öteki uluslardan olanlarý sünnet etmek ve onlara Musa'nýn Yasasý'na uymalarýný buyurmak gerekir.'

6 Elçilerle ihtiyarlar bu konuyu görüþmek için toplandýlar.

7 Uzunca bir tartýþmadan sonra Petrus ayaða kalkýp onlara, 'Kardeþler' dedi, 'Öteki uluslar Müjde'nin bildirisini benim aðzýmdan duyup inansýnlar diye Tanrý'nýn uzun zaman önce aranýzdan beni seçtiðini biliyorsunuz.

8 Ýnsanýn yüreðini bilen Tanrý, Kutsal Ruh'u týpký bize verdiði gibi onlara da vermekle, onlarý kabul ettiðini gösterdi.

9 Onlarla bizim aramýzda hiçbir ayrým yapmadý, iman etmeleri üzerine yüreklerini arýndýrdý.

10 Öyleyse, ne bizim ne de atalarýmýzýn taþýyamadýðý bir boyunduruðu öðrencilerin boynuna geçirerek þimdi neden Tanrý'yý deniyorsunuz?

11 Bizler, Rab Ýsa'nýn lütfuyla kurtulduðumuza inanýyoruz; onlar da öyle.'

12 Bunun üzerine bütün topluluk sustu ve Barnaba'yla Pavlus'u dinlemeye baþladý. Barnaba'yla Pavlus, Tanrý'nýn kendileri aracýlýðýyla öteki uluslar arasýnda yaptýðý harikalarla belirtileri tek tek anlattýlar.

13 Onlar konuþmalarýný bitirince Yakup söz aldý: 'Kardeþler, beni dinleyin' dedi.

14 'Simun, Tanrý'nýn öteki uluslardan kendine ait olacak*fx* bir halk çýkarmak amacýyla onlara ilk kez nasýl yaklaþtýðýný anlatmýþtýr.

15 Peygamberlerin sözleri de bunu doðrulamaktadýr. Yazýlmýþ olduðu gibi: 16

17 Öyle ki, geriye kalan insanlar, Bana ait olan*fx* bütün uluslar Rab'bi arasýnlar. Bunlarý ta baþlangýçtan bildiren Rab, Ýþte böyle diyor.>

18

19 'Bu nedenle, kanýmca öteki uluslardan Tanrý'ya dönenlere güçlük çýkarmamalýyýz.

20 Ancak putlara sunulup murdar* hale gelen etlerden, fuhuþtan, boðularak öldürülen hayvanlarýn etinden ve kandan sakýnmalarý gerektiðini onlara yazmalýyýz.

21 Çünkü çok eski zamanlardan beri Musa'nýn sözleri her kentte duyurulmakta, her Þabat Günü* havralarda okunmaktadýr.'

22 Bunun üzerine bütün inanlýlar topluluðuyla* elçiler ve ihtiyarlar*, kendi aralarýndan seçtikleri adamlarý Pavlus ve Barnaba'yla birlikte Antakya'ya göndermeye karar verdiler. Kardeþlerin önde gelenlerinden Barsabba denilen Yahuda ile Silas'ý seçtiler.

23 Onlarýn eliyle þu mektubu yolladýlar:

24 Bizden bazý kiþilerin yanýnýza geldiðini, sözleriyle sizi tedirgin edip aklýnýzý karýþtýrdýðýný duyduk. Oysa onlarý biz göndermedik.

25 Bu nedenle aramýzdan seçtiðimiz bazý kiþileri, sevgili kardeþlerimiz Barnaba ve Pavlus'la birlikte size göndermeye oybirliðiyle karar verdik.

26 Bu ikisi, Rabbimiz Ýsa Mesih'in adý uðruna canlarýný gözden çýkarmýþ kiþilerdir.

27 Kararýmýz uyarýnca size Yahuda ile Silas'ý gönderiyoruz. Onlar ayný þeyleri sözlü olarak da aktaracaklar.

28 Kutsal Ruh ve bizler, gerekli olan þu kurallarýn dýþýnda size herhangi bir þey yüklememeyi uygun gördük: Putlara sunulan kurbanlarýn etinden, kandan, boðularak öldürülen hayvanlarýn etinden ve fuhuþtan sakýnmalýsýnýz. Bunlardan kaçýnýrsanýz, iyi edersiniz. Esen kalýn.'

29

30 Adamlar böylece yola koyulup Antakya'ya gittiler. Topluluðu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.

31 Ýmanlýlar, mektuptaki yüreklendirici sözleri okuyunca sevindiler.

32 Kendileri peygamber olan Yahuda ile Silas, birçok konuþmalar yaparak kardeþleri yüreklendirip ruhça pekiþtirdiler.

33 Bir süre orada kaldýktan sonra, kendilerini göndermiþ olanlarýn yanýna dönmek üzere kardeþler tarafýndan esenlikle yolcu edildiler.*fx*

34

35 Pavlus'la Barnaba ise Antakya'da kaldýlar, birçoklarýyla birlikte öðretip Rab'bin sözünü müjdelediler.

36 Bundan bir süre sonra Pavlus Barnaba'ya, 'Rab'bin sözünü duyurduðumuz bütün kentlere dönüp kardeþleri ziyaret edelim, nasýl olduklarýný görelim' dedi.

37 Barnaba, Markos denilen Yuhanna'yý da yanlarýnda götürmek istiyordu.

38 Ama Pavlus, Pamfilya'da kendilerini yüzüstü býrakýp birlikte göreve devam etmeyen Markos'u yanlarýnda götürmeyi uygun görmedi.

39 Aralarýnda öylesine keskin bir anlaþmazlýk çýktý ki, birbirlerinden ayrýldýlar. Barnaba Markos'u alýp Kýbrýs'a doðru yelken açtý.

40 Silas'ý seçen Pavlus ise, kardeþlerce Rab'bin lütfuna emanet edildikten sonra yola çýktý.

41 Suriye ve Kilikya bölgelerini dolaþarak inanlý topluluklarýný* pekiþtirdi.

16

1 Pavlus, Derbe ve Listra'ya da uðradý. Listra'da Timoteos adýnda bir Ýsa öðrencisi vardý. Annesi imanlý bir Yahudi, babasý ise Grek'ti*.

2 Listra ve Konya'daki kardeþler ondan övgüyle söz ediyorlardý.

3 Timoteos'u kendisiyle birlikte götürmek isteyen Pavlus, oralarda bulunan Yahudiler yüzünden onu sünnet ettirdi. Çünkü hepsi, babasýnýn Grek olduðunu biliyordu.

4 Kent kent dolaþarak Yeruþalim'deki elçilerle ihtiyarlarýn* aldýðý kararlarý imanlýlara iletiyor, bunlara uymalarýný istiyorlardý.

5 Böylelikle topluluklarýn* imaný güçleniyor ve sayýlarý günden güne artýyordu.

6 Kutsal Ruh'un, Tanrý sözünü Asya Ýli'nde* yaymalarýný engellemesi üzerine Pavlus'la arkadaþlarý Frikya ve Galatya bölgesinden geçtiler.

7 Misya sýnýrýna geldiklerinde Bitinya bölgesine geçmek istediler. Ama Ýsa'nýn Ruhu onlara izin vermedi.

8 Bunun üzerine Misya'dan geçip Troas Kenti'ne gittiler.

9 O gece Pavlus bir görüm gördü. Önünde Makedonyalý bir adam durmuþ, ona yalvarýyordu: 'Makedonya'ya geçip bize yardým et' diyordu.

10 Pavlus'un gördüðü bu görümden sonra hemen Makedonya'ya gitmenin bir yolunu aradýk. Çünkü Tanrý'nýn bizi, Müjde'yi oradakilere duyurmaya çaðýrdýðý sonucuna varmýþtýk.

11 Troas'tan denize açýlýp doðru Semadirek Adasý'na, ertesi gün de Neapolis'e gittik.

12 Oradan da Filipi'ye geçtik. Burasý bir Roma yerleþim merkezi ve Makedonya'nýn o bölgesinde önemli bir kentti. Birkaç gün bu kentte kaldýk.

13 Þabat Günü* kent kapýsýndan çýkýp ýrmak kýyýsýna gittik. Orada bir dua yeri olacaðýný düþünüyorduk. Oturduk, orada toplanmýþ kadýnlarla konuþmaya baþladýk.

14 Bizi dinleyenler arasýnda Tiyatira Kenti'nden Lidya adýnda bir kadýn vardý. Mor kumaþ ticareti yapan Lidya, Tanrý'ya tapan biriydi. Pavlus'un söylediklerine kulak vermesi için Rab onun yüreðini açtý.

15 Lidya, ev halkýyla birlikte vaftiz* olduktan sonra bizi evine çaðýrdý. 'Beni Rab'bin bir inanlýsý kabul ediyorsanýz, gelin, evimde kalýn' dedi ve bizi razý etti.

16 Bir gün biz dua yerine giderken, karþýmýza, falcýlýk ruhuna tutulmuþ köle bir kýz çýktý. Bu kýz, gelecekten haber vererek efendilerine bir hayli kazanç saðlýyordu.

17 Pavlus'u ve bizleri izleyerek, 'Bu adamlar yüce Tanrý'nýn kullarýdýr, size kurtuluþ yolunu bildiriyorlar!' diye baðýrýp durdu.

18 Ve günlerce sürdürdü bunu. Sonunda, bundan çok rahatsýz olan Pavlus arkasýna dönerek ruha, 'Ýsa Mesih'in adýyla, bu kýzýn içinden çýkmaný buyuruyorum' dedi. Ruh hemen kýzýn içinden çýktý.

19 Kýzýn efendileri, kazanç umutlarýnýn yok olduðunu görünce Pavlus'la Silas'ý yakalayýp çarþý meydanýna, yetkililerin önüne sürüklediler.

20 Onlarý yargýçlarýn karþýsýna çýkartarak, 'Bu adamlar Yahudi'dir' dediler, 'Kentimizi altüst ettiler. Biz Romalýlar için benimsenmesi ve uygulanmasý yasak birtakým töreler yayýyorlar.'

21

22 Halk da Pavlus'la Silas'a yapýlan saldýrýya katýldý. Yargýçlar onlarýn giysilerini yýrtýp sýyýrarak deðnekle dövülmeleri için buyruk verdi.

23 Onlarý iyice dövdürdükten sonra hapse attýlar. Zindancýya, onlarý sýký güvenlik altýnda tutmasýný buyurdular.

24 Bu buyruðu alan zindancý onlarý hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarýný tomruða vurdu.

25 Gece yarýsýna doðru Pavlus'la Silas dua ediyor, Tanrý'yý ilahilerle yüceltiyorlardý. Öbür tutuklular da onlarý dinliyordu.

26 Birdenbire öyle þiddetli bir deprem oldu ki, tutukevi temelden sarsýldý. Bir anda bütün kapýlar açýldý, herkesin zincirleri çözüldü.

27 Zindancý uyandý. Zindan kapýlarýný açýk görünce kýlýcýný çekip canýna kýymak istedi. Çünkü tutuklularýn kaçtýðýný sanmýþtý.

28 Ama Pavlus yüksek sesle, 'Canýna kýyma, hepimiz buradayýz!' diye seslendi.

29 Zindancý ýþýk getirtip içeri daldý. Titreyerek Pavlus'la Silas'ýn önünde yere kapandý.

30 Onlarý dýþarý çýkararak, 'Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?' diye sordu.

31 Onlar, 'Rab Ýsa'ya iman et, sen de ev halkýn da kurtulursunuz' dediler.

32 Sonra kendisine ve ev halkýnýn hepsine Rab'bin sözünü bildirdiler.

33 Gecenin o saatinde zindancý onlarý götürüp yaralarýný yýkadý. Sonra hem kendisi hem ev halký hemen vaftiz* oldu.

34 Pavlus'la Silas'ý evine götürerek sofra kurdu. Tanrý'ya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boðmuþtu.

35 Gün doðunca yargýçlar görevlileri göndererek, 'O adamlarý serbest býrak' dediler.

36 Zindancý bu sözleri Pavlus'a iletti. 'Yargýçlar serbest býrakýlmanýz için haber gönderdi. Þimdi çýkabilirsiniz, esenlikle gidin' dedi.

37 Ama Pavlus görevlilere þöyle dedi: 'Roma vatandaþý* olduðumuz halde, bizi yargýlamadan herkesin önünde dövüp hapse attýlar. Þimdi bizi gizlice mi kovacaklar? Olmaz böyle þey! Kendileri gelsinler, bizi alýp çýkarsýnlar!'

38 Görevliler bu sözleri yargýçlara iletti. Yargýçlar, Pavlus'la Silas'ýn Roma vatandaþý olduðunu duyunca korktular.

39 Gelip özür dilediler. Sonra onlarý dýþarý çýkararak kentten ayrýlmalarýný rica ettiler.

40 Pavlus'la Silas zindandan çýkýnca Lidya'nýn evine gittiler. Kardeþlerle görüþüp onlarý yüreklendirdikten sonra oradan ayrýldýlar.

17

1 Amfipolis ve Apollonya'dan geçerek Selanik'e geldiler. Burada Yahudiler'in bir havrasý vardý.

2 Pavlus, her zamanki gibi Yahudiler'e giderek art arda üç Þabat Günü* onlarla Kutsal Yazýlar üzerinde tartýþtý.

3 Mesih'in* acý çekip ölümden dirilmesi gerektiðine dair açýklamalarda bulunuyor, kanýtlar gösteriyordu. 'Size duyurmakta olduðum bu Ýsa, Mesih'tir' diyordu.

4 Onlardan bazýlarý, Tanrý'ya tapan Grekler'den büyük bir topluluk ve ileri gelen kadýnlarýn da birçoðu ikna olup Pavlus'la Silas'a katýldýlar.

5 Yahudiler bunu kýskandý. Çarþý pazardan topladýklarý bazý kötü insanlardan bir kalabalýk oluþturup kentte kargaþalýk çýkarttýlar. Pavlus'la Silas'ý bulmak ve halkýn önünde yargýlamak amacýyla Yason'un evine saldýrdýlar.

6 Onlarý bulamayýnca, Yason ile bazý kardeþleri kent yetkililerinin önüne sürüklediler. 'Dünyayý altüst eden o adamlar buraya da geldiler' diye baðýrýyorlardý.

7 'Yason onlarý evine aldý. Onlarýn hepsi, Ýsa adýnda baþka bir kral olduðunu söyleyerek Sezar'ýn* buyruklarýna karþý geliyorlar.'

8 Bu sözleri iþiten kalabalýk ve kentin yetkilileri telaþa kapýldý.

9 Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest býraktýlar.

10 Kardeþler hemen o gece Pavlus'la Silas'ý Veriya Kenti'ne gönderdiler. Onlar oraya varýnca Yahudiler'in havrasýna gittiler.

11 Veriya'daki Yahudiler Selanik'tekilerden daha açýk fikirliydi. Tanrý sözünü büyük ilgiyle karþýlayarak her gün Kutsal Yazýlar'ý inceliyor, öðretilenlerin doðru olup olmadýðýný araþtýrýyorlardý.

12 Böylelikle içlerinden birçoklarý ve çok sayýda saygýn Grek kadýn ve erkek iman etti.

13 Selanik'teki Yahudiler Pavlus'un Veriya'da da Tanrý'nýn sözünü duyurduðunu öðrenince oraya gittiler, halký kýþkýrtýp ayaða kaldýrdýlar.

14 Bunun üzerine kardeþler Pavlus'u hemen deniz kýyýsýna yolladýlar. Silas ile Timoteos ise Veriya'da kaldýlar.

15 Pavlus'la birlikte gidenler onu Atina'ya kadar götürdüler. Sonra Pavlus'tan, Silas'la Timoteos'un bir an önce kendisine yetiþmeleri yolunda buyruk alarak geri döndüler.

16 Onlarý Atina'da bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreðinde derin bir acý duydu.

17 Bu nedenle, gerek havrada Yahudiler'le ve Tanrý'ya tapan yabancýlarla, gerek her gün çarþý meydanýnda karþýlaþtýðý kiþilerle tartýþýp durdu.

18 Epikürcü*fx* ve Stoacý*fx* bazý filozoflar onunla atýþmaya baþladýlar. Kimi, 'Bu lafebesi ne demek istiyor?' derken, kimi de, 'Galiba yabancý ilahlarýn haberciliðini yapýyor' diyordu. Çünkü Pavlus, Ýsa'yla ve diriliþle ilgili Müjde'yi duyuruyordu.

19 Onlar Pavlus'u alýp Ares Tepesi Kurulu'na*fx* götürdüler. Ona, 'Yaydýðýn bu yeni öðretinin ne olduðunu öðrenebilir miyiz?' dediler.

20 'Kulaðýmýza yabancý gelen bazý konulardan söz ediyorsun. Bunlarýn anlamýný öðrenmek isteriz.'

21 Bütün Atinalýlar ve kentte bulunan yabancýlar, vakitlerini hep yeni düþünceleri anlatarak ve dinleyerek geçirirlerdi.

22 Pavlus, Ares Tepesi Kurulu'nun önüne çýkýp þunlarý söyledi: 'Ey Atinalýlar, sizin her bakýmdan çok dindar olduðunuzu görüyorum.

23 Ben çevrede dolaþýrken, tapýndýðýnýz yerleri incelerken üzerinde, BÝLÝNMEYEN TANRI'YA

24 'Dünyayý ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göðün Rabbi olan Tanrý, elle yapýlmýþ tapýnaklarda oturmaz.

25 Herkese yaþam, soluk ve her þeyi veren kendisi olduðuna göre, bir þeye gereksinmesi varmýþ gibi O'na insan eliyle hizmet edilmez. Tanrý, bütün uluslarý tek insandan türetti ve onlarý yeryüzünün dört bucaðýna yerleþtirdi.

26 Uluslarýn sürelerini ve yerleþecekleri bölgelerin sýnýrlarýný önceden saptadý.

27 Bunu, kendisini arasýnlar ve el yordamýyla da olsa bulabilsinler diye yaptý. Aslýnda Tanrý hiçbirimizden uzak deðildir.

28 Nitekim, Bazý ozanlarýnýzýn belirttiði gibi,

29 'Tanrý'nýn soyundan olduðumuza göre, tanrýsal özün, insan düþüncesi ve becerisiyle biçimlendirilmiþ altýn, gümüþ ya da taþtan bir nesneye benzediðini düþünmemeliyiz.

30 Tanrý, geçmiþ dönemlerin bilgisizliðini görmezlikten geldi; ama þimdi her yerde herkesin tövbe etmesini buyuruyor.

31 Çünkü dünyayý, atadýðý Kiþi aracýlýðýyla adaletle yargýlayacaðý günü saptamýþtýr. Bu Kiþi'yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiþtir.'

32 Ölülerin dirilmesiyle ilgili sözleri duyunca kimi alay etti, kimi de, 'Seni bu konuda bir daha dinlemek isteriz' dedi.

33 Bunun üzerine Pavlus aralarýndan çýkýp gitti.

34 Birkaç kiþi ona katýlýp inandý. Bunlarýn arasýnda kurul üyesi Dionisios, Damaris adlý bir kadýn ve birkaç kiþi daha vardý.

18

1 Bundan sonra Pavlus Atina'dan ayrýlýp Korint'e gitti.

2 Orada Pontus doðumlu, Akvila adýnda bir Yahudi ile karýsý Priskilla'yý buldu. Bunlar, Klavdius'un bütün Yahudiler'in Roma'yý terk etmesi yolundaki buyruðu üzerine, kýsa süre önce Ýtalya'dan gelmiþlerdi. Akvila ile Priskilla'nýn yanýna giden Pavlus, ayný meslekten olduðundan onlarla kalýp çalýþtý. Çünkü meslekleri çadýrcýlýktý.

3

4 Pavlus, her Þabat Günü* havrada tartýþarak hem Yahudiler'i hem Grekler'i ikna etmeye çalýþýyordu.

5 Silas'la Timoteos Makedonya'dan gelince, Pavlus kendini tümüyle Tanrý sözünü yaymaya verdi. Yahudiler'e, Ýsa'nýn Mesih* olduðuna dair tanýklýk ediyordu.

6 Ama Yahudiler karþý gelip ona sövmeye baþlayýnca Pavlus, giysilerini silkerek, 'Baþýnýza geleceklerin sorumlusu sizsiniz!' dedi. 'Sorumluluk benden gitti*fx*. Bundan böyle öteki uluslara gideceðim.'

7 Pavlus oradan çýktý, Tanrý'ya tapan Titius Yustus adlý birinin evine gitti. Yustus'un evi havranýn bitiþiðindeydi.

8 Havranýn yöneticisi Krispus bütün ev halkýyla birlikte Rab'be inandý. Pavlus'u dinleyen Korintliler'den birçoðu da inanýp vaftiz* oldu.

9 Bir gece Rab bir görümde Pavlus'a, 'Korkma' dedi, 'Konuþ, susma!

10 Ben seninle birlikteyim; hiç kimse sana dokunmayacak, kötülük yapmayacak. Çünkü bu kentte benim halkým çoktur.'

11 Pavlus, orada bir buçuk yýl kaldý ve halka sürekli Tanrý'nýn sözünü öðretti.

12 Gallio'nun Ahaya Valisi olduðu sýralarda, hep birlikte Pavlus'a karþý gelen Yahudiler onu mahkemeye çýkardýlar.

13 'Bu adam Yasa'ya aykýrý biçimde Tanrý'ya tapýnmalarý için insanlarý kandýrýyor' dediler.

14 Pavlus tam söze baþlayacakken Gallio Yahudiler'e þöyle dedi: 'Ey Yahudiler, davanýz bir haksýzlýk ya da ciddi bir suçla ilgili olsaydý, sizleri sabýrla dinlemem gerekirdi.

15 Ama sorun bir öðreti, bazý adlar ve kendi yasanýzla ilgili olduðuna göre, bu davaya kendiniz bakýn. Ben böyle þeylere yargýçlýk etmek istemem.'

16 Sonra Gallio onlarý mahkemeden kovdu.

17 Hep birlikte, havranýn yöneticisi Sostenis'i yakalayýp mahkemenin önünde dövdüler. Gallio ise olup bitenlere hiç aldýrmadý.

18 Pavlus Korint'teki kardeþlerin yanýnda bir süre daha kaldý. Sonra onlarla vedalaþtý, Priskilla ve Akvila ile birlikte Suriye'ye gitmek üzere gemiyle yola çýktý. Adakta bulunmuþ olduðu için Kenhere'de saçlarýný kestirmiþti.

19 Efes'e vardýklarý zaman Priskilla ve Akvila'yý orada býraktý. Kendisi havraya giderek Yahudiler'le tartýþmaya baþladý.

20 Bunlar daha uzun bir süre kalmasýný istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.

21 Ama onlara veda ederken, 'Tanrý dilerse yanýnýza yine döneceðim' dedi. Sonra Efes'ten denize açýldý.

22 Sezariye'ye vardýktan sonra Yeruþalim'e gidip oradaki kiliseyi* ziyaret etti, oradan da Antakya'ya geçti.

23 Bir süre orada kaldýktan sonra yola çýktý; Galatya bölgesini ve Frikya'yý dolaþarak bütün öðrencileri ruhça pekiþtirdi.

24 Bu arada Ýskenderiye doðumlu Apollos adýnda bir Yahudi Efes'e geldi. Üstün bir konuþma yeteneði olan Apollos, Kutsal Yazýlar'ý çok iyi biliyordu.

25 Rab'bin yolunda eðitilmiþ bir kiþiydi. Ateþli bir ruhla konuþuyor ve sadece Yahya'nýn vaftizini* bildiði halde Ýsa'yla ilgili gerçekleri doðru öðretiyordu.

26 Havrada cesaretle konuþmaya baþladý. Kendisini dinleyen Priskilla ile Akvila, onu yanlarýna alarak Tanrý yolunu ona daha doðru biçimde açýkladýlar.

27 Apollos Ahaya'ya gitmek isteyince kardeþler onu cesaretlendirdiler. Onu iyi karþýlamalarý için oradaki öðrencilere mektup yazdýlar. Apollos Ahaya'ya varýnca Tanrý'nýn lütfuyla iman etmiþ olanlara çok yardým etti.

28 Þöyle ki Kutsal Yazýlar'dan, Ýsa'nýn Mesih* olduðunu kanýtlayarak Yahudiler'in iddialarýný açýkça ve güçlü bir þekilde çürüttü.

19

1 Apollos Korint'teyken Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes'e geldi. Orada bazý öðrencileri bularak onlara, 'Ýman ettiðiniz zaman Kutsal Ruh'u aldýnýz mý?' diye sordu.

2

3 'Öyleyse neye dayanarak vaftiz* oldunuz?' diye sordu.

4 Pavlus, 'Yahya'nýn yaptýðý vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi' dedi. 'Halka, kendisinden sonra gelecek Olan'a, yani Ýsa'ya inanmalarýný söyledi.'

5 Onlar bunu duyunca, Rab Ýsa'nýn adýyla vaftiz oldular.

6 Pavlus ellerini onlarýn üzerine koyunca Kutsal Ruh üzerlerine indi ve bilmedikleri dillerle konuþup peygamberlik etmeye baþladýlar.

7 Aþaðý yukarý on iki kiþiydiler.

8 Havraya giren Pavlus cesaretle konuþmaya baþladý. Üç ay boyunca oradakilerle tartýþýp durdu, onlarý Tanrý'nýn Egemenliði* konusunda ikna etmeye çalýþtý.

9 Ne var ki, bazýlarý sert bir tutum takýnýp ikna olmamakta direndiler ve Ýsa'nýn yolunu halkýn önünde kötülemeye baþladýlar. Bunun üzerine Pavlus onlardan ayrýldý. Öðrencilerini de alýp götürdü ve Tiranus'un dershanesinde her gün tartýþmalarýný sürdürdü.

10 Bu durum iki yýl sürdü. Sonunda Yahudi olsun Grek* olsun, Asya Ýli'nde* yaþayan herkes Rab'bin sözünü iþitti.

11 Tanrý, Pavlus'un eliyle olaðanüstü mucizeler yaratýyordu.

12 Þöyle ki, Pavlus'un bedenine deðen peþkir ve peþtamallar hasta olanlara götürüldüðünde, hastalýklarý yok oluyor, kötü ruhlar içlerinden çýkýyordu.

13 Çevrede dolaþýp kötü ruhlarý kovmakla uðraþan bazý Yahudiler de kötü ruhlara tutsak olanlarý Rab Ýsa'nýn adýný anarak kurtarmaya kalkýþtýlar. 'Pavlus'un tanýttýðý Ýsa'nýn adýyla size emrediyoruz!' diyorlardý.

14 Bunu yapanlar arasýnda Skeva adlý bir Yahudi baþkâhinin yedi oðlu da vardý.

15 Kötü ruh ise onlara þöyle karþýlýk verdi: 'Ýsa'yý biliyor, Pavlus'u da tanýyorum, ama siz kimsiniz?'

16 Ýçinde kötü ruh bulunan adam onlara saldýrdý, hepsini alt ederek bozguna uðrattý. Öyle ki, o evden çýplak ve yaralý olarak kaçtýlar.

17 Bu haber, Efes'te yaþayan bütün Yahudiler'le Grekler'e ulaþtý. Hepsini bir korku aldý ve Rab Ýsa'nýn adý büyük bir saygýnlýk kazandý.

18 Ýman edenlerin birçoðu geliyor, yaptýklarý kötülükleri itiraf edip anlatýyordu.

19 Büyücülükle uðraþmýþ bir sürü kiþi de kitaplarýný toplayýp herkesin önünde yaktýlar. Kitaplarýn deðerini hesapladýklarýnda toplam elli bin gümüþ tuttuðunu gördüler.

20 Böylelikle Rab'bin sözü güçlü biçimde yayýlýp etkinlik kazanýyordu.

21 Pavlus, bu olup bitenlerden sonra Makedonya ve Ahaya'dan geçip Yeruþalim'e gitmeye karar verdi. 'Oraya gittikten sonra Roma'yý da görmem gerek' diyordu.

22 Yardýmcýlarýndan ikisini, Timoteos ile Erastus'u Makedonya'ya göndererek kendisi bir süre daha Asya Ýli'nde kaldý.

23 O sýrada Ýsa'nýn yoluna iliþkin büyük bir kargaþalýk çýktý.

24 Artemis*fx* Tapýnaðý'nýn gümüþten maketlerini yapan Dimitrios adlý bir kuyumcu, el sanatçýlarýna bir hayli iþ saðlýyordu.

25 Sanatçýlarý ve benzer iþlerle uðraþanlarý bir araya toplayarak onlara þöyle dedi: 'Efendiler, bu iþten büyük kazanç saðladýðýmýzý biliyorsunuz.

26 Ama Pavlus denen bu adamýn, elle yapýlan tanrýlarýn gerçek tanrýlar olmadýðýný söyleyerek yalnýz Efes'te deðil, neredeyse bütün Asya Ýli'nde* çok sayýda kiþiyi kandýrýp saptýrdýðýný görüyor ve duyuyorsunuz.

27 Hem bu sanatýmýz saygýnlýðýný yitirmek tehlikesiyle karþý karþýyadýr, hem de ulu tanrýça Artemis'in Tapýnaðý'nýn hiçe sayýlmasý ve bütün Asya Ýli'yle bütün dünyanýn tapýndýðý tanrýçanýn, ululuðundan yoksun kalmasý tehlikesi vardýr.'

28 Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. 'Efesliler'in Artemisi uludur!' diye baðýrmaya baþladýlar.

29 Kent büsbütün karýþtý. Halk, Pavlus'un yol arkadaþlarýndan Makedonyalý Gayus ve Aristarhus'u yakalayýp sürükleyerek birlikte tiyatroya koþuþtu.

30 Pavlus halkýn arasýna girmek istediyse de, öðrenciler onu býrakmadý.

31 Hatta, Pavlus'un dostu olan bazý Asya Ýli yöneticileri ona haber yollayarak tiyatroda görünmemesi için yalvardýlar.

32 Tiyatrodaki topluluk karýþýklýk içindeydi. Her kafadan bir ses çýkýyordu. Çoðu ne için toplandýðýný bile bilmiyordu.

33 Yahudiler Ýskender'i öne çýkarýnca kalabalýktan bazýlarý olayý ona baðladý. Eliyle bir iþaret yapan Ýskender, halka savunmasýný yapmak istedi.

34 Ama halk kendisinin Yahudi olduðunu anlayýnca hep bir aðýzdan yaklaþýk iki saat boyunca, 'Efesliler'in Artemisi uludur!' diye baðýrýp durdu.

35 Kalabalýðý yatýþtýran belediye yazmaný, 'Ey Efesliler' dedi, 'Efes Kenti'nin, ulu Artemis Tapýnaðý'nýn ve gökten düþen kutsal taþýn bekçisi olduðunu bilmeyen var mý?

36 Bunlarý hiç kimse inkâr edemez. Bunun için sakin olmanýz ve düþüncesiz bir þey yapmamanýz gerekir.

37 Buraya getirdiðiniz bu adamlar, ne tapýnaklarý yaðma ettiler, ne de tanrýçamýza sövdüler.

38 Dimitrios ve sanatçý arkadaþlarýnýn herhangi birinden þikâyeti varsa, mahkemeler açýk, yargýçlar*fx* da var. Karþýlýklý suçlamalarýný orada yapsýnlar.

39 Soruþturacaðýnýz baþka bir durum varsa, bunun yasal bir toplantýda çözümlenmesi gerekir.

40 Bugünkü olaylardan ötürü ayaklanma suçundan yargýlanmak tehlikesindeyiz. Hiçbir gerekçesi olmayan bu kargaþanýn hesabýný veremeyeceðiz.'

41 Bunlarý söyledikten sonra topluluðu daðýttý.

20

1 Pavlus, kargaþalýk yatýþtýktan sonra öðrencileri çaðýrtýp onlarý yüreklendirdi. Sonra kendilerine veda ederek Makedonya'ya gitmek üzere yola çýktý.

2 O yöreleri dolaþarak imanlýlarý yüreklendiren birçok konuþmalar yaptýktan sonra Yunanistan'a*fx* gitti.

3 Orada üç ay kaldý. Suriye'ye deniz yoluyla gitmek üzereyken Yahudiler'in kendisine karþý bir düzen kurmasý nedeniyle dönüþü Makedonya üzerinden yapmaya karar verdi.

4 Piros oðlu Veriyalý Sopater, Selanikliler'den Aristarhus ile Sekundus, Derbeli Gayus, Timoteos ve Asya Ýli'nden* Tihikos ile Trofimos onunla birlikte gittiler.

5 Bunlar önden gidip bizi Troas'ta beklediler.

6 Biz de Mayasýz Ekmek Bayramý'ndan* sonra Filipi'den denize açýlýp beþ günde Troas'a gelerek onlarla buluþtuk. Orada yedi gün kaldýk.

7 Haftanýn ilk günü* ekmek bölmek için bir araya toplandýðýmýzda Pavlus imanlýlara bir konuþma yaptý. Ertesi gün oradan ayrýlacaðý için konuþmasýný gece yarýsýna dek sürdürdü.

8 Toplanmýþ olduðumuz üst kattaki odada birçok kandil yanýyordu.

9 Eftihos adlý bir delikanlý pencerede oturuyordu. Pavlus konuþmasýný uzattýkça Eftihos'u uyku bastý. Uykuya dalýnca da ikinci*fx* kattan aþaðý düþtü ve yerden ölüsü kaldýrýldý.

10 Aþaðý inen Pavlus delikanlýnýn üzerine kapanýp onu kucakladý. 'Telaþlanmayýn, yaþýyor!' dedi.

11 Sonra yukarý çýkýp ekmek böldü ve yemek yedi. Gün doðuncaya dek onlarla uzun uzun konuþtu, sonra oradan ayrýldý.

12 Çocuðu diri olarak evine götüren imanlýlar bu olaydan büyük cesaret aldýlar.

13 Biz önden giderek gemiye bindik ve Assos'a hareket ettik. Pavlus'u oradan alacaktýk. Kendisi karadan gitmek istediði için bunu böyle düzenlemiþti.

14 Bizi Assos'ta karþýlayýnca onu gemiye alýp Midilli'ye geçtik.

15 Oradan denize açýlýp ertesi gün Sakýz Adasý'nýn karþýsýna geldik. Üçüncü gün Sisam'a uðradýk ve bir gün sonra Milet'e vardýk.

16 Pavlus, Asya Ýli'nde vakit kaybetmemek için Efes'e uðramamaya karar vermiþti. Pentikost Günü Yeruþalim'de olabilmek umuduyla acele ediyordu.

17 Pavlus, Milet'ten Efes'e haber yollayarak kilisenin ihtiyarlarýný* yanýna çaðýrttý.

18 Yanýna geldikleri zaman onlara þöyle dedi: 'Asya Ýli'ne* ayak bastýðým ilk günden beri, sizinle bulunduðum bütün süre boyunca, nasýl davrandýðýmý biliyorsunuz.

19 Yahudiler'in kurduðu düzenlerden çektiðim sýkýntýlarýn ortasýnda Rab'be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaþlarý içinde kulluk ettim.

20 Yararlý olan herhangi bir þeyi size duyurmaktan, gerek açýkta gerek evden eve dolaþarak size öðretmekten çekinmedim.

21 Hem Yahudiler'i hem de Grekler'i*, tövbe edip Tanrý'ya dönmeye ve Rabbimiz Ýsa'ya inanmaya çaðýrdým.

22 'Þimdi de Ruh'a boyun eðerek Yeruþalim'e gidiyorum. Orada baþýma neler geleceðini bilmiyorum.

23 Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sýkýntýlarýn beklediðine dair her kentte beni uyarýyor.

24 Canýmý hiç önemsemiyorum, ona deðer vermiyorum. Yeter ki yarýþý bitireyim ve Rab Ýsa'dan aldýðým görevi, Tanrý'nýn lütfunu bildiren Müjde'ye tanýklýk etme görevini tamamlayayým.

25 'Þimdi aralarýnda dolaþýp Tanrý'nýn Egemenliði'ni duyurduðum sizlerden hiçbirinin yüzümü bir daha görmeyeceðini biliyorum.

26 Bu yüzden bugün size þunu açýkça söyleyeyim: Ben kimsenin uðrayacaðý cezadan sorumlu deðilim*fx*.

27 Tanrý'nýn isteðini size tam olarak bildirmekten çekinmedim.

28 Kendinize ve Kutsal Ruh'un sizi gözetmen olarak görevlendirdiði bütün sürüye göz kulak olun. Rab'bin kendi kaný pahasýna sahip olduðu kiliseyi gütmek üzere atandýnýz.

29 Ben gittikten sonra sürüyü esirgemeyen yýrtýcý kurtlarýn aranýza gireceðini biliyorum.

30 Hatta öðrencileri kendi peþlerinden sürüklemek için sizin aranýzdan da sapýk sözler söyleyen kiþiler çýkacak.

31 Bunun için uyanýk durun. Üç yýl boyunca, aralýksýz, gece gündüz demeden, gözyaþý dökerek her birinizi nasýl uyardýðýmý hatýrlayýn.

32 'Þimdi sizi Tanrý'ya ve O'nun lütfunu bildiren söze emanet ediyorum. Bu söz, sizi ruhça geliþtirecek ve kutsal kýlýnmýþ olan bütün insanlar arasýnda mirasa kavuþturacak güçtedir.

33 Ben hiç kimsenin altýnýna, gümüþüne ya da giysisine göz dikmedim.

34 Siz de bilirsiniz ki, bu eller hem benim, hem de benimle birlikte olanlarýn gereksinmelerini karþýlamak için hizmet etmiþtir.

35 Yaptýðým her iþte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardým etmemiz ve Rab Ýsa'nýn, diyen sözünü unutmamamýz gerektiðini gösterdim.'

36 Pavlus bu sözleri söyledikten sonra diz çöküp onlarla birlikte dua etti.

37 Sonra hepsi acý acý aðlayarak Pavlus'un boynuna sarýldýlar, onu öptüler.

38 Onlarý en çok üzen, 'Yüzümü bir daha görmeyeceksiniz' demesi oldu. Sonra onu gemiye kadar geçirdiler.

21

1 Onlardan ayrýlýnca denize açýlýp doðru Ýstanköy'e gittik. Ertesi gün Rodos'a, oradan da Patara'ya geçtik.

2 Fenike'ye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açýldýk.

3 Kýbrýs'ý görünce güneyinden geçerek Suriye'ye yöneldik ve Sur Kenti'nde karaya çýktýk. Gemi, yükünü orada boþaltacaktý.

4 Ýsa'nýn oradaki öðrencilerini arayýp bulduk ve yanlarýnda bir hafta kaldýk. Öðrenciler Ruh'un yönlendirmesiyle Pavlus'u Yeruþalim'e gitmemesi için uyardýlar.

5 Günümüz dolunca kentten ayrýlýp yolumuza devam ettik. Ýmanlýlarýn hepsi, eþleri ve çocuklarýyla birlikte bizi kentin dýþýna kadar geçirdiler. Deniz kýyýsýnda diz çöküp dua ettik.

6 Birbirimizle vedalaþtýktan sonra biz gemiye bindik, onlar da evlerine döndüler.

7 Sur'dan deniz yolculuðumuza devam ederek Batlamya Kenti'ne geldik. Oradaki kardeþleri ziyaret edip bir gün yanlarýnda kaldýk.

8 Ertesi gün ayrýlýp Sezariye'ye geldik. Yediler'den biri olan müjdeci Filipus'un evine giderek onun yanýnda kaldýk.

9 Bu adamýn peygamberlik eden, evlenmemiþ dört kýzý vardý.

10 Oraya varýþýmýzdan birkaç gün sonra Yahudiye'den Hagavos adlý bir peygamber geldi.

11 Bu adam bize yaklaþýp Pavlus'un kuþaðýný aldý, bununla kendi ellerini ayaklarýný baðlayarak dedi ki, 'Kutsal Ruh þöyle diyor: '

12 Bu sözleri duyunca hem bizler hem de oralýlar Yeruþalim'e gitmemesi için Pavlus'a yalvardýk.

13 Bunun üzerine Pavlus þöyle karþýlýk verdi: 'Ne yapýyorsunuz, ne diye aðlayýp yüreðimi sýzlatýyorsunuz? Ben Rab Ýsa'nýn adý uðruna Yeruþalim'de yalnýz baðlanmaya deðil, ölmeye de hazýrým.'

14 Pavlus'u ikna edemeyince, 'Rab'bin istediði olsun' diyerek sustuk.

15 Bir süre sonra hazýrlýðýmýzý yapýp Yeruþalim'e doðru yola çýktýk.

16 Sezariye'deki öðrencilerden bazýlarý da bizimle birlikte geldiler. Bizi, evinde kalacaðýmýz adama, eski öðrencilerden Kýbrýslý Minason'a götürdüler.

17 Yeruþalim'e vardýðýmýz zaman kardeþler bizi sevinçle karþýladýlar.

18 Ertesi gün Pavlus'la birlikte Yakup'u görmeye gittik. Ýhtiyarlarýn* hepsi orada toplanmýþtý.

19 Pavlus, onlarýn hal hatýrýný sorduktan sonra, hizmetinin aracýlýðýyla Tanrý'nýn öteki uluslar arasýnda yaptýklarýný teker teker anlattý.

20 Bunlarý iþitince Tanrý'yý yücelttiler. Pavlus'a, 'Görüyorsun kardeþ, Yahudiler arasýnda binlerce imanlý var ve hepsi Kutsal Yasa'nýn candan savunucusudur' dediler.

21 'Ne var ki, duyduklarýna göre sen öteki uluslar arasýnda yaþayan bütün Yahudiler'e, çocuklarýný sünnet etmemelerini, törelerimize uymamalarýný söylüyor, Musa'nýn Yasasý'na sýrt çevirmeleri gerektiðini öðretiyormuþsun.

22 Þimdi ne yapmalý? Senin buraya geldiðini mutlaka duyacaklar.

23 Bunun için sana dediðimizi yap. Aramýzda adak adamýþ dört kiþi var.

24 Bunlarý yanýna al, kendileriyle birlikte arýnma törenine katýl. Baþlarýný týraþ edebilmeleri için kurban masraflarýný sen öde. Böylelikle herkes, seninle ilgili duyduklarýnýn asýlsýz olduðunu, senin de Kutsal Yasa'ya uygun olarak yaþadýðýný anlasýn.

25 Öteki uluslardan olan imanlýlara gelince, biz onlara, putlara sunulan kurbanlarýn etinden, kandan, boðularak öldürülen hayvanlardan ve fuhuþtan sakýnmalarýný öngören kararýmýzý yazmýþtýk.'

26 Bunun üzerine Pavlus o dört kiþiyi yanýna aldý, ertesi gün onlarla birlikte arýnma törenine katýldý. Sonra tapýnaða girerek arýnma günlerinin ne zaman tamamlanacaðýný, her birinin adýna ne zaman kurban sunulacaðýný bildirdi.

27 Yedi günlük süre bitmek üzereydi. Asya Ýli'nden* bazý Yahudiler Pavlus'u tapýnakta görünce bütün kalabalýðý kýþkýrtarak onu yakaladýlar.

28 'Ey Ýsrailliler, yardým edin!' diye baðýrdýlar. 'Her yerde herkese, halkýmýza, Kutsal Yasa'ya ve bu kutsal yere karþý öðretiler yayan adam budur. Üstelik tapýnaða bazý Grekler'i sokarak bu kutsal yeri kirletti.'

29 Bu Yahudiler, daha önce kentte Pavlus'un yanýnda gördükleri Efesli Trofimos'un, Pavlus tarafýndan tapýnaða sokulduðunu sanýyorlardý.

30 Bütün kent ayaða kalkmýþtý. Her taraftan koþuþup gelen halk Pavlus'u tutup tapýnaktan dýþarý sürükledi. Arkasýndan tapýnaðýn kapýlarý hemen kapatýldý.

31 Onlar Pavlus'u öldürmeye çalýþýrken, bütün Yeruþalim'in karýþtýðý haberi Roma taburunun komutanýna ulaþtý.

32 Komutan hemen yüzbaþýlarla askerleri yanýna alarak kalabalýðýn olduðu yere koþtu. Komutanla askerleri gören halk Pavlus'u dövmeyi býraktý.

33 O zaman komutan yaklaþýp Pavlus'u yakaladý, çift zincirle baðlanmasý için buyruk verdi. Sonra, 'Kimdir bu adam, ne yaptý?' diye sordu.

34 Kalabalýktakilerin her biri ayrý bir þey baðýrýyordu. Kargaþalýktan ötürü kesin bilgi edinemeyen komutan, Pavlus'un kaleye götürülmesini buyurdu.

35 Pavlus merdivenlere geldiðinde kalabalýk öylesine azmýþtý ki, askerler onu taþýmak zorunda kaldýlar.

36 Kalabalýk, 'Öldürün onu!' diye baðýrarak onlarý izliyordu.

37 Kaleden içeri girmek üzereyken Pavlus komutana, 'Sana bir þey söyleyebilir miyim?' dedi.

38 'Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma baþlatýp dört bin tedhiþçiyi*fx* çöle götüren Mýsýrlý deðil misin?'

39 Pavlus, 'Ben Kilikya'dan Tarsuslu bir Yahudi, hiç de önemsiz olmayan bir kentin vatandaþýyým' dedi. 'Rica ederim, halka birkaç söz söylememe izin ver.'

40 Komutanýn izin vermesi üzerine Pavlus merdivende dikilip eliyle halka bir iþaret yaptý. Derin bir sessizlik olunca, Ýbrani* dilinde konuþmaya baþladý.

22

1 'Kardeþler ve babalar, size þimdi yapacaðým savunmayý dinleyin' dedi.

2 Pavlus'un kendilerine Ýbrani dilinde seslendiðini duyduklarýnda daha derin bir sessizlik oldu. Pavlus þöyle devam etti: 'Ben Yahudi'yim. Kilikya'nýn Tarsus Kenti'nde doðdum ve burada, Yeruþalim'de Gamaliel'in dizinin dibinde büyüdüm. Atalarýmýzýn yasasýyla ilgili sýký bir eðitimden geçtim. Bugün hepinizin yaptýðý gibi, ben de Tanrý için gayretle çalýþan biriydim.

3

4 Ýsa'nýn yolundan gidenlere öldüresiye zulmeder, kadýn erkek demeden onlarý baðlayýp hapse atardým.

5 Baþkâhin ile bütün kurul üyeleri söylediklerimi doðrulayabilirler. Onlardan Yahudi kardeþlere yazýlmýþ mektuplar alarak Þam'a doðru yola çýkmýþtým. Amacým, oradaki Ýsa inanlýlarýný da cezalandýrmak üzere baðlayýp Yeruþalim'e getirmekti.

6 'Ben öðleye doðru yol alýp Þam'a yaklaþýrken, birdenbire gökten parlak bir ýþýk çevremi aydýnlattý.

7 Yere yýkýldým. Bir sesin bana, dediðini iþittim.

8 ' diye sordum.

9 Yanýmdakiler ýþýðý gördülerse de, benimle konuþanýn söylediklerini anlamadýlar.

10 ' diye sordum.

11 Parlayan ýþýðýn görkeminden gözlerim görmez olduðundan, yanýmdakiler elimden tutup beni Þam'a götürdüler.

12 'Orada Hananya adýnda dindar, Kutsal Yasa'ya baðlý biri vardý. Kentte yaþayan bütün Yahudiler'in kendisinden övgüyle söz ettiði bu adam gelip yanýmda durdu ve, dedi. Ve ben o anda onu gördüm.

13

14 'Hananya, dedi.

15 16 Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O'nun adýný anarak vaftiz* ol ve günahlarýndan arýn!>

17 'Ben Yeruþalim'e döndükten sonra, tapýnakta dua ettiðim bir sýrada, kendimden geçerek Rab'bi gördüm. Bana, <Çabuk ol> dedi,

18

19 ' dedim, 20 Üstelik sana tanýklýk eden Ýstefanos'un kaný döküldüðü zaman, ben de oradaydým. Onu öldürenlerin kaftanlarýna bekçilik ederek yapýlanlarý onayladým.>

21 'Rab bana, dedi, '

22 Pavlus'u buraya kadar dinleyenler, bu söz üzerine, 'Böylesini yeryüzünden temizlemeli, yaþamasý uygun deðil!' diye seslerini yükselttiler.

23 Onlar böyle baðýrýr, üstlüklerini sallayýp havaya toz savururken komutan, Pavlus'un kalenin içine götürülmesini buyurdu. Halkýn neden Pavlus'un aleyhine böyle baðýrdýðýný öðrenmek için onun kamçýlanarak sorguya çekilmesini istedi.

24

25 Kendisini sýrýmlarla baðlayýp kollarýný geriyorlardý ki, Pavlus orada duran yüzbaþýya, 'Mahkemesi yapýlmamýþ bir Roma vatandaþýný* kamçýlamanýz yasaya uygun mudur?' dedi.

26 Yüzbaþý bunu duyunca gidip komutana haber verdi. 'Ne yapýyorsun?' dedi. 'Bu adam Roma vatandaþýymýþ.'

27 Komutan Pavlus'un yanýna geldi, 'Söyle bakayým, sen Romalý mýsýn?' diye sordu.

28 Komutan, 'Ben bu vatandaþlýðý yüklü bir para ödeyerek elde ettim' diye karþýlýk verdi.

29 Onu sorguya çekecek olanlar hemen yanýndan çekilip gittiler. Kendisini baðlatan komutan da, onun Roma vatandaþý olduðunu anlayýnca korktu.

30 Komutan ertesi gün, Yahudiler'in Pavlus'u tam olarak neyle suçladýklarýný öðrenmek için onu hapisten getirtti, baþkâhinlerle bütün Yüksek Kurul'un* toplanmasý için buyruk verdi ve onu aþaðý indirip Kurul'un önüne çýkardý.

23

1 Yüksek Kurul'u dikkatle süzen Pavlus, 'Kardeþler' dedi, 'Ben bugüne dek Tanrý'nýn önünde tertemiz bir vicdanla yaþadým.'

2 Baþkâhin Hananya, Pavlus'un yanýnda duranlara onun aðzýna vurmalarý için buyruk verdi.

3 Bunun üzerine Pavlus ona, 'Seni badanalý duvar, Tanrý sana vuracaktýr!' dedi. 'Hem oturmuþ Kutsal Yasa'ya göre beni yargýlýyorsun, hem de Yasa'yý çiðneyerek beni dövdürüyorsun.'

4 Çevrede duranlar, 'Tanrý'nýn baþkâhinine hakaret mi ediyorsun?' dediler.

5 Pavlus, 'Kardeþler, baþkâhin olduðunu bilmiyordum' dedi. 'Nitekim, diye yazýlmýþtýr.'

6 Oradakilerden bir bölümünün Saduki*, öbürlerinin de Ferisi* mezhebinden olduðunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul'a þöyle seslendi: 'Kardeþler, ben özbeöz Ferisi'yim. Ölülerin dirileceði umudunu beslediðim için yargýlanmaktayým.'

7 Pavlus'un bu sözü üzerine Ferisiler'le Sadukiler çekiþmeye baþladýlar, Kurul ikiye bölündü.

8 Sadukiler, ölümden diriliþ, melek ve ruh yoktur derler; Ferisiler ise bunlarýn hepsine inanýrlar.

9 Kurul'da büyük bir kargaþalýk çýktý. Ferisi mezhebinden bazý din bilginleri* kalkýp ateþli bir þekilde, 'Bu adamda hiçbir suç görmüyoruz' diye baðýrdýlar. 'Bir ruh ya da bir melek kendisiyle konuþmuþsa, ne olmuþ?'

10 Çekiþme öyle þiddetlendi ki komutan, Pavlus'u parçalayacaklar diye korktu. Askerlerin aþaðý inip onu zorla aralarýndan alarak kaleye götürmelerini buyurdu.

11 O gece Rab Pavlus'a görünüp, 'Cesur ol' dedi, 'Yeruþalim'de benimle ilgili nasýl tanýklýk ettinse, Roma'da da öyle tanýklýk etmen gerekir.'

12 Ertesi sabah Yahudiler aralarýnda gizli bir anlaþma yaptýlar. 'Pavlus'u öldürmeden bir þey yiyip içersek, bize lanet olsun!' diye ant içtiler.

13 Bu anlaþmaya katýlanlarýn sayýsý kýrký aþýyordu.

14 Bunlar baþkâhinlerle ileri gelenlerin yanýna gidip þöyle dediler: 'Biz, diye ant içtik.

15 Þimdi siz Yüksek Kurul'la* birlikte, Pavlus'a iliþkin durumu daha ayrýntýlý bir þekilde araþtýracakmýþ gibi, komutanýn onu size getirmesini rica edin. Biz de, Pavlus daha Kurul'a gelmeden onu öldürmeye hazýr olacaðýz.'

16 Ne var ki, Pavlus'un kýzkardeþinin oðlu onlarýn pusu kurduðunu duydu. Varýp kaleye girdi ve haberi Pavlus'a iletti.

17 Yüzbaþýlardan birini yanýna çaðýran Pavlus, 'Bu genci komutana götür, kendisine ileteceði bir haber var' dedi.

18 Yüzbaþý, genci alýp komutana götürdü. 'Tutuklu Pavlus beni çaðýrýp bu genci sana getirmemi rica etti. Sana bir söyleyeceði varmýþ' dedi.

19 Komutan, genci elinden tutup bir yana çekti. 'Bana bildirmek istediðin nedir?' diye sordu.

20 'Yahudiler sözbirliði ettiler' dedi, 'Pavlus'la ilgili durumu daha ayrýntýlý bir þekilde araþtýrmak istiyorlarmýþ gibi, yarýn onu Yüksek Kurul'a götürmeni rica edecekler.

21 Ama sen onlara kanma! Aralarýndan kýrktan fazla kiþi ona pusu kurmuþ bekliyor. diye ant içtiler. Þimdi hazýrlar, senden olumlu bir yanýt gelmesini bekliyorlar.'

22 Komutan, 'Bunlarý bana açýkladýðýný hiç kimseye söyleme' diye uyardýktan sonra genci salýverdi.

23 Komutan, yüzbaþýlardan ikisini yanýna çaðýrýp þöyle dedi: 'Akþam saat* dokuzda Sezariye'ye hareket etmek üzere iki yüz piyade, yetmiþ atlý ve iki yüz mýzraklý hazýrlayýn.

24 Ayrýca Pavlus'u bindirip Vali Feliks'in yanýna sað salim ulaþtýrmak için hayvan saðlayýn.'

25 Sonra þöyle bir mektup yazdý:

26

27 Bu adamý Yahudiler yakalamýþ öldürmek üzereydiler. Ne var ki, kendisinin Roma vatandaþý olduðunu öðrenince askerlerle yetiþip onu kurtardým.

28 Kendisini neyle suçladýklarýný bilmek istediðim için onu Yahudiler'in Yüksek Kurulu'nun önüne çýkarttým.

29 Suçlamanýn, Yahudiler'in yasasýna iliþkin bazý sorunlarla ilgili olduðunu öðrendim. Ölüm ya da hapis cezasýný gerektiren herhangi bir suçlama yoktu.

30 Bana bu adama karþý bir tuzak kurulduðu bildirilince onu hemen sana gönderdim. Onu suçlayanlara da kendisiyle ilgili þikâyetlerini sana bildirmelerini buyurdum.'

31 Askerler, kendilerine verilen buyruk uyarýnca Pavlus'u alýp geceleyin Antipatris'e götürdüler.

32 Ertesi gün, atlýlarý Pavlus'la birlikte yola devam etmek üzere býrakarak kaleye döndüler.

33 Atlýlar Sezariye'ye varýnca mektubu valiye verip Pavlus'u teslim ettiler.

34 Vali mektubu okuduktan sonra Pavlus'un hangi ilden olduðunu sordu. Kilikyalý olduðunu öðrenince, 'Seni suçlayanlar da gelsin, o zaman seni dinlerim' dedi. Sonra Pavlus'un, Hirodes'in* sarayýnda gözaltýnda tutulmasý için buyruk verdi.

24

1 Bundan beþ gün sonra Baþkâhin Hananya, bazý ileri gelenler ve Tertullus adlý bir hatip Sezariye'ye gelip Pavlus'la ilgili þikâyetlerini valiye ilettiler.

2 Pavlus çaðrýlýnca Tertullus suçlamalarýna baþladý. 'Ey erdemli Feliks!' dedi. 'Senin sayende uzun süredir esenlik içinde yaþamaktayýz. Aldýðýn önlemlerle de bu ulusun yararýna olumlu geliþmeler kaydedilmiþtir. Yaptýklarýný, her zaman ve her yerde büyük bir þükranla anýyoruz.

3

4 Seni fazla yormak istemiyorum; söyleyeceðimiz birkaç sözü hoþgörüyle dinlemeni rica ediyorum.

5 'Biz þunu anladýk ki, bu adam dünyanýn her yanýnda bütün Yahudiler arasýnda kargaþalýk çýkaran bir fesatçý ve Nasrani tarikatýnýn elebaþýlarýndan biridir.

6 Tapýnaðý bile kirletmeye kalkýþtý. Ama biz onu yakaladýk.*fx* Onu sorguya çekersen, onunla ilgili bütün suçlamalarýmýzýn doðruluðunu kendisinden öðrenebilirsin.'

7

8

9 Oradaki Yahudiler de anlatýlanlarýn doðru olduðunu söyleyerek bu suçlamalara katýldýlar.

10 Valinin bir iþareti üzerine Pavlus þöyle karþýlýk verdi: 'Senin yýllardan beri bu ulusa yargýçlýk ettiðini bildiðim için, kendi savunmamý sevinçle yapýyorum.

11 Sen kendin de öðrenebilirsin, tapýnmak amacýyla Yeruþalim'e gidiþimden bu yana sadece on iki gün geçti.

12 Beni ne tapýnakta, ne havralarda, ne de kentin baþka bir yerinde herhangi biriyle tartýþýrken ya da halký ayaklandýrmaya çalýþýrken görmüþlerdir.

13 Þu anda bana yönelttikleri suçlamalarý da sana kanýtlayamazlar.

14 Bununla birlikte, sana þunu itiraf edeyim ki, kendilerinin tarikat dedikleri Yol'un bir izleyicisi olarak atalarýmýzýn Tanrýsý'na kulluk ediyorum. Kutsal Yasa'da ve peygamberlerin kitaplarýnda yazýlý her þeye inanýyorum.

15 Ayný bu adamlarýn kabul ettiði gibi, hem doðru kiþilerin hem doðru olmayanlarýn ölümden dirileceðine dair Tanrý'ya umut baðladým.

16 Bu nedenle ben gerek Tanrý, gerek insanlar önünde vicdanýmý temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum.

17 'Uzun yýllar sonra, ulusuma baðýþlar getirmek ve adaklar sunmak için Yeruþalim'e geldim.

18 Beni tapýnakta adaklar sunarken bulduklarý zaman arýnmýþ durumdaydým. Çevremde ne bir kalabalýk ne de karýþýklýk vardý. Ancak orada Asya Ýli'nden* bazý Yahudiler bulunuyordu.

19 Onlarýn bana karþý bir diyecekleri varsa, senin önüne çýkýp suçlamalarýný belirtmeleri gerekir.

20 Buradakiler de, Yüksek Kurul'un* önündeki duruþmam sýrasýnda bende ne suç bulduklarýný açýklasýnlar.

21 Önlerine çýkarýldýðýmda, diye seslenmiþtim. Olsa olsa beni bu konuda suçlayabilirler.'

22 Ýsa'nýn yoluna iliþkin derin bilgisi olan Feliks duruþmayý baþka bir güne ertelerken, 'Davanýzla ilgili kararýmý komutan Lisias gelince veririm' dedi.

23 Oradaki yüzbaþýya da Pavlus'u gözaltýnda tutmasýný, ama kendisine biraz serbestlik tanýmasýný, ona yardýmda bulunmak isteyen dostlarýndan hiçbirine engel olmamasýný buyurdu.

24 Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karýsý Drusilla ile birlikte geldi, Pavlus'u çaðýrtarak Mesih Ýsa'ya olan inancý konusunda onu dinledi.

25 Pavlus doðruluk, özdenetim ve gelecek olan yargý gününden söz edince Feliks korkuya kapýldý. 'Þimdilik gidebilirsin' dedi, 'Fýrsat bulunca seni yine çaðýrtýrým.'

26 Bir yandan da Pavlus'un kendisine rüþvet vereceðini umuyordu. Bu nedenle onu sýk sýk çaðýrtýr, onunla sohbet ederdi.

27 Ýki yýl dolunca görevini Porkius Festus'a devreden Feliks, Yahudiler'in gönlünü kazanmak amacýyla Pavlus'u hapiste býraktý.

25

1 Eyalete vardýktan üç gün sonra Festus, Sezariye'den Yeruþalim'e gitti.

2 Baþkâhinlerle Yahudiler'in ileri gelenleri, Pavlus'la ilgili þikâyetlerini ona açýkladýlar. Festus'tan kendilerine bir iyilikte bulunmasýný isteyerek Pavlus'u Yeruþalim'e getirtmesi için yalvardýlar. Bu arada pusu kurup Pavlus'u yolda öldüreceklerdi.

3

4 Festus ise Pavlus'un Sezariye'de tutuklu bulunduðunu, kendisinin de yakýnda oraya gideceðini söyleyerek, 'Aranýzda yetkili olanlar benimle gelsinler; bu adam yanlýþ bir þey yapmýþsa, ona karþý suç duyurusunda bulunsunlar' dedi.

5

6 Festus, onlarýn arasýnda sadece sekiz on gün kadar kaldý; sonra Sezariye'ye döndü. Ertesi gün yargý kürsüsüne oturarak Pavlus'un getirilmesini buyurdu.

7 Pavlus içeri girince, Yeruþalim'den gelen Yahudiler çevresini sardýlar ve kanýtlayamadýklarý birçok aðýr suçlamada bulundular.

8 Pavlus, 'Ne Yahudiler'in yasasýna, ne tapýnaða, ne de Sezar'a* karþý hiçbir günah iþlemedim' diyerek kendini savundu.

9 Yahudiler'in gönlünü kazanmak isteyen Festus, Pavlus'a þöyle karþýlýk verdi: 'Yeruþalim'e gidip orada benim önümde bu konularda yargýlanmak ister misin?'

10 Pavlus, 'Ben Sezar'ýn yargý kürsüsü önünde durmaktayým' dedi, 'Burada yargýlanmam gerekir. Sen de çok iyi biliyorsun ki, Yahudiler'e karþý hiçbir suç iþlemedim.

11 Þayet suçum varsa, ölüm cezasýný gerektirecek bir þey yapmýþsam, ölmekten çekinmem. Yok eðer bunlarýn bana karþý yaptýðý suçlamalar asýlsýz ise, hiç kimse beni onlarýn eline teslim edemez. Davamýn Sezar'a iletilmesini istiyorum.'

12 Festus, danýþma kuruluyla görüþtükten sonra þu yanýtý verdi: 'Davaný Sezar'a ilettin, Sezar'a gideceksin.'

13 Birkaç gün sonra Kral Agrippa ile Berniki*fx*, Festus'a bir nezaket ziyaretinde bulunmak üzere Sezariye'ye geldiler.

14 Bir süre orada kaldýlar. Bu arada Festus, Pavlus'la ilgili durumu krala anlattý. 'Feliks'in tutuklu olarak býraktýðý bir adam var' dedi.

15 'Yeruþalim'de bulunduðum sýrada Yahudiler'in baþkâhinleriyle ileri gelenleri, onunla ilgili þikâyetlerini açýkladýlar, onu cezalandýrmamý istediler.

16 'Ben onlara, dedim.

17 Onlar benimle buraya gelince, hiç vakit kaybetmeden, ertesi gün yargý kürsüsüne oturup adamýn getirilmesini buyurdum.

18 Ne var ki, kalkýp konuþan davacýlar ona, beklediðim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.

19 Ancak onunla çekiþtikleri bazý sorunlar vardý. Bunlar, kendi dinlerine ve ölmüþ de Pavlus'un iddiasýna göre yaþamakta olan Ýsa adýndaki birine iliþkin konulardý.

20 Bunlarý nasýl soruþturacaðýmý bilemediðim için Pavlus'a, Yeruþalim'e gidip orada bu konularda yargýlanmaya razý olup olmayacaðýný sordum.

21 Ama kendisi davasýný Ýmparator'a*fx* iletti, Ýmparator'un kararýna dek tutuklu kalmak istedi. Ben de onu Ýmparator'a*fx* göndereceðim zamana kadar tutuklu kalmasýný buyurdum.'

22 Agrippa Festus'a, 'Ben de bu adamý dinlemek isterdim' dedi.

23 Ertesi gün Agrippa ile Berniki büyük bir tantanayla gelip komutanlar ve kentin ileri gelenleriyle birlikte toplantý salonuna girdiler. Festus'un buyruðu üzerine Pavlus içeri getirildi.

24 Festus, 'Kral Agrippa ve burada bizimle bulunan bütün efendiler' dedi, 'Yeruþalim'de olsun, burada olsun, bütün Yahudi halkýnýn bana þikâyet ettiði bu adamý görüyorsunuz. diye haykýrýyorlardý.

25 Oysa ben, ölüm cezasýný gerektiren hiçbir suç iþlemediðini anladým. Yine de, kendisi davasýnýn Ýmparator'a*fx* iletilmesini istediðinden, onu göndermeye karar verdim.

26 Ama Efendimiz'e bu adamla ilgili yazacak kesin bir þeyim yok. Bu yüzden onu sizin önünüze ve özellikle, Kral Agrippa, senin önüne çýkartmýþ bulunuyorum. Amacým, bu soruþturmanýn sonucunda yazacak bir þey bulabilmektir.

27 Bir tutukluyu Ýmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamalarý belirtmemek bence anlamsýz.'

26

1 Agrippa Pavlus'a, 'Kendini savunabilirsin' dedi.

2

3 Özellikle þuna seviniyorum ki, sen Yahudiler'in bütün törelerini ve sorunlarýný yakýndan bilen birisin. Bu nedenle beni sabýrla dinlemeni rica ediyorum.

4 'Bütün Yahudiler, gerek baþlangýçta kendi memleketimde, gerek Yeruþalim'de, gençliðimden beri nasýl yaþadýðýmý bilirler.

5 Beni eskiden beri tanýrlar ve isteseler, geçmiþte dinimizin en titiz mezhebi olan Ferisiliðe* baðlý yaþadýðýma tanýklýk edebilirler.

6 Þimdi ise, Tanrý'nýn atalarýmýza olan vaadine umut baðladýðým için burada bulunmakta ve yargýlanmaktayým.

7 Bu, on iki oymaðýmýzýn gece gündüz Tanrý'ya canla baþla kulluk ederek eriþmeyi umduklarý vaattir. Ey kralým, Yahudiler'in bana yönelttikleri suçlamalar bu umutla ilgilidir.

8 Sizler, Tanrý'nýn ölüleri diriltmesini neden görüyorsunuz?

9 'Doðrusu ben de, Nasýralý Ýsa adýna karþý elimden geleni yapmam gerektiði düþüncesindeydim.

10 Ve Yeruþalim'de bunu yaptým. Baþkâhinlerden aldýðým yetkiyle kutsallardan birçoðunu hapse attýrdým; ölüm cezasýna çarptýrýldýklarý zaman oyumu onlarýn aleyhinde kullandým.

11 Bütün havralarý dolaþýp sýk sýk onlarý cezalandýrýr, inandýklarýna küfretmeye zorlardým. Öylesine kudurmuþtum ki, onlara zulmetmek için bulunduklarý yabancý kentlere bile giderdim.

12 'Bir keresinde baþkâhinlerden aldýðým yetki ve görevle Þam'a doðru yola çýkmýþtým.

13 Ey kralým, öðlende yolda giderken, gökten gelip benim ve yol arkadaþlarýmýn çevresini aydýnlatan, güneþten daha parlak bir ýþýk gördüm.

14 Hepimiz yere yýkýlmýþtýk. Bir sesin bana Ýbrani* dilinde seslendiðini duydum. dedi. <Üvendireye karþý tepmekle kendine zarar veriyorsun.>

15 'Ben de, dedim.

16 17 Seni kendi halkýnýn ve öteki uluslarýn elinden kurtaracaðým. Seni, uluslarýn gözlerini açmak ve onlarý karanlýktan ýþýða, Þeytan'ýn hükümranlýðýndan Tanrý'ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarýnýn affýna kavuþsunlar ve kutsal kýlýnanlarýn arasýnda yer alsýnlar.>

18

19 'Bunun için, ey Kral Agrippa, bu göksel görüme uymazlýk etmedim.

20 Önce Þam ve Yeruþalim halkýný, sonra bütün Yahudiye bölgesini ve öteki uluslarý, tövbe edip Tanrý'ya dönmeye ve bu tövbeye yaraþýr iþler yapmaya çaðýrdým.

21 Yahudiler'in beni tapýnakta yakalayýp öldürmeye kalkmalarýnýn nedeni buydu.

22 Ama bugüne dek Tanrý yardýmcým oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanýklýk ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa'nýn önceden haber verdiði olaylardan baþka bir þey deðildir.

23 Onlar, Mesih'in* acý çekeceðini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek kendi halkýna, gerek öteki uluslara ýþýðýn doðuþunu ilan edeceðini bildirmiþlerdi.'

24 Pavlus bu þekilde savunmasýný sürdürürken Festus yüksek sesle, 'Pavlus, çýldýrmýþsýn sen! Çok okumak seni delirtiyor!' dedi.

25 Pavlus, 'Sayýn Festus' dedi, 'Ben çýldýrmýþ deðilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum.

26 Kral bu konularda bilgili olduðu için kendisiyle çekinmeden konuþuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadýðý kanýsýndayým. Çünkü bunlar ücra bir köþede yapýlmýþ iþler deðildir.

27 Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanýyor musun? Ýnandýðýný biliyorum.'

28 Agrippa Pavlus'a þöyle dedi: 'Bu kadar kýsa bir sürede beni ikna edip Mesihçi*fx* mi yapacaksýn?'

29 'Ýster kýsa ister uzun sürede olsun' dedi Pavlus, 'Tanrý'dan dilerim ki yalnýz sen deðil, bugün beni dinleyen herkes, bu zincirler dýþýnda benim gibi olsun!'

30 Kral, vali, Berniki ve onlarla birlikte oturanlar kalkýp dýþarý çýktýktan sonra aralarýnda þöyle konuþtular: 'Bu adamýn, ölüm ya da hapis cezasýný gerektiren bir þey yaptýðý yok.'

31

32 Agrippa da Festus'a, 'Bu adam davasýný Sezar'a* iletmeseydi, serbest býrakýlabilirdi' dedi.

27

1 Ýtalya'ya doðru yelken açmamýza karar verilince, Pavlus'la öteki bazý tutuklularý Avgustus*fx* taburundan Yulius adlý bir yüzbaþýya teslim ettiler.

2 Asya Ýli'nin* kýyýlarýndaki limanlara uðrayacak olan bir Edremit gemisine binerek denize açýldýk. Selanik'ten Makedonyalý Aristarhus da yanýmýzdaydý.

3 Ertesi gün Sayda'ya uðradýk. Pavlus'a dostça davranan Yulius, ihtiyaçlarýný karþýlamalarý için dostlarýnýn yanýna gitmesine izin verdi.

4 Oradan yine denize açýldýk. Rüzgar ters yönden estiði için Kýbrýs'ýn rüzgar altýndan geçtik.

5 Kilikya ve Pamfilya açýklarýndan geçerek Likya'nýn Mira Kenti'ne geldik.

6 Orada, Ýtalya'ya gidecek bir Ýskenderiye gemisi bulan yüzbaþý, bizi o gemiye bindirdi.

7 Günlerce aðýr aðýr yol alarak Knidos Kenti'nin açýklarýna güçlükle gelebildik. Rüzgar bize engel olduðundan Salmone burnundan dolanarak Girit'in rüzgar altýndan geçtik.

8 Kýyý boyunca güçlükle ilerleyerek Laseya Kenti'nin yakýnlarýnda bulunan ve Güzel Limanlar denilen bir yere geldik.

9 Epey vakit kaybetmiþtik; oruç günü*fx* bile geçmiþti. O mevsimde deniz yolculuðu tehlikeli olacaktý. Bu nedenle Pavlus onlarý uyardý: 'Efendiler' dedi, 'Bu yolculuðun yalnýz yük ve gemiye deðil, canlarýmýza da çok zarar ve ziyan getireceðini görüyorum.'

10

11 Ama yüzbaþý, Pavlus'un söylediklerini dinleyeceðine, kaptanla gemi sahibinin sözüne uydu.

12 Liman kýþlamaya elveriþli olmadýðýndan gemidekilerin çoðu, oradan tekrar denize açýlmaya, mümkünse Feniks'e ulaþýp kýþý orada geçirmeye karar verdiler. Feniks, Girit'in lodos ve karayele kapalý bir limanýdýr.

13 Güneyden hafif bir rüzgar esmeye baþlayýnca, bekledikleri anýn geldiðini sanarak demir aldýlar; Girit kýyýsýný yakýndan izleyerek ilerlemeye baþladýlar.

14 Ne var ki, çok geçmeden karadan Evrakilon denen bir kasýrga koptu.

15 Kasýrgaya tutulan gemi rüzgara karþý gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye býraktýk.

16 Gavdos denen küçük bir adanýn rüzgar altýna sýðýnarak geminin filikasýný güçlükle saðlama alabildik.

17 Filikayý yukarý çektikten sonra halatlar kullanarak gemiyi alttan kuþattýlar. Sirte Körfezi'nin*fx* sýðlýklarýnda karaya oturmaktan korktuklarý için yelken takýmlarýný indirip kendilerini sürüklenmeye býraktýlar.

18 Fýrtýna bizi bir hayli hýrpaladýðý için ertesi gün gemiden yük atmaya baþladýlar.

19 Üçüncü gün geminin takýmlarýný kendi elleriyle denize attýlar.

20 Günlerce ne güneþ ne de yýldýzlar göründü. Fýrtýna da olanca þiddetiyle sürdüðünden, artýk kurtuluþ umudunu tümden yitirmiþtik.

21 Adamlar uzun zaman yemek yiyemeyince Pavlus ortaya çýkýp þöyle dedi: 'Efendiler, beni dinleyip Girit'ten ayrýlmamanýz, bu zarar ve ziyana uðramamanýz gerekirdi.

22 Þimdi size öðüdüm þu: Cesur olun! Gemi mahvolacak, ama aranýzda hiçbir can kaybý olmayacak.

23 Çünkü kendisine ait olduðum, kendisine kulluk ettiðim Tanrý'nýn bir meleði bu gece yanýma gelip dedi ki,

24

25 Bunun için efendiler, cesur olun! Tanrý'ya inanýyorum ki, her þey týpký bana bildirildiði gibi olacak.

26 Ancak bir adada karaya oturmamýz gerekiyor.'

27 On dördüncü gece Ýyon Denizi'nde*fx* sürükleniyorduk. Gece yarýsýna doðru gemiciler karaya yaklaþtýklarýný sezinlediler.

28 Denizin derinliðini ölçtüler ve yirmi kulaç*fx* olduðunu gördüler. Biraz ilerledikten sonra bir daha ölçtüler, on beþ kulaç*fx* olduðunu gördüler.

29 Kayalýklara bindirmekten korkarak kýçtan dört demir attýlar ve günün tez doðmasý için dua ettiler.

30 Bu sýrada gemiciler gemiden kaçma giriþiminde bulundular. Baþ taraftan demir atacaklarmýþ gibi yapýp filikayý denize indirdiler.

31 Ama Pavlus yüzbaþýyla askerlere, 'Bunlar gemide kalmazsa, siz kurtulamazsýnýz' dedi.

32 Bunun üzerine askerler ipleri kesip filikayý denize düþürdüler.

33 Gün doðmak üzereyken Pavlus herkesi yemek yemeye çaðýrdý. 'Bugün on dört gündür kaygýlý bir bekleyiþ içindesiniz, hiçbir þey yemeyip aç kaldýnýz' dedi.

34 'Bunun için size rica ediyorum, yemek yiyin. Kurtuluþunuz için bu gerekli. Hiçbirinizin baþýndan tek kýl bile eksilmeyecektir.'

35 Pavlus bunlarý söyledikten sonra ekmek aldý, hepsinin önünde Tanrý'ya þükretti, ekmeði bölüp yemeye baþladý.

36 Hepsi bundan cesaret alarak yemek yedi.

37 Gemide toplam iki yüz yetmiþ altý kiþiydik.

38 Herkes doyduktan sonra, buðdayý denize boþaltarak gemiyi hafiflettiler.

39 Gündüz olunca gördükleri karayý tanýyamadýlar. Ama kumsalý olan bir körfez farkederek, mümkünse gemiyi orada karaya oturtmaya karar verdiler.

40 Demirleri kesip denizde býraktýlar. Ayný anda dümenlerin iplerini çözüp ön yelkeni rüzgara vererek kumsala yöneldiler.

41 Gemi bir kum yükseltisine çarpýp karaya oturdu. Geminin baþý kuma saplanýp kýmýldamaz oldu, kýç tarafý ise dalgalarýn þiddetiyle daðýlmaya baþladý.

42 Askerler, tutuklulardan hiçbiri yüzerek kaçmasýn diye onlarý öldürmek niyetindeydi.

43 Ama Pavlus'u kurtarmak isteyen yüzbaþý askerleri bu düþünceden vazgeçirdi. Önce yüzme bilenlerin denize atlayýp karaya çýkmalarýný, sonra geriye kalanlarýn, kiminin tahtalara kiminin de geminin öbür döküntülerine tutunarak onlarý izlemesini buyurdu. Böylelikle herkes sað salim karaya çýktý.

28

1 Kurtulduktan sonra adanýn Malta adýný taþýdýðýný öðrendik.

2 Yerliler bize olaðanüstü bir yakýnlýk gösterdiler. Hava yaðýþlý ve soðuk olduðu için ateþ yakýp hepimizi dostça karþýladýlar.

3 Pavlus bir yýðýn çalý çýrpý toplayýp ateþin üzerine attý. O anda ýsýdan kaçan bir engerek onun eline yapýþtý.

4 Yerliler Pavlus'un eline asýlan yýlaný görünce birbirlerine, 'Bu adam kuþkusuz bir katil' dediler. 'Denizden kurtuldu, ama adalet onu yaþatmadý.'

5 Ne var ki, elini silkip yýlaný ateþin içine fýrlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.

6 Halk, Pavlus'un bedeninin þiþmesini ya da birdenbire düþüp ölmesini bekliyordu. Ama uzun süre bekleyip de ona bir þey olmadýðýný görünce fikirlerini deðiþtirdiler. 'Bu bir ilahtýr!' dediler.

7 Bulunduðumuz yerin yakýnýnda adanýn baþ yetkilisi olan Publius adlý birinin topraklarý vardý. Bu adam bizi evine kabul ederek üç gün dostça aðýrladý.

8 O sýrada Publius'un babasý kanlý ishale yakalanmýþ ateþler içinde yatýyordu. Hastanýn yanýna giren Pavlus dua etti, ellerini üzerine koyup onu iyileþtirdi.

9 Bu olay üzerine adadaki öbür hastalar da gelip iyileþtirildiler.

10 Bizi bir sürü armaðanla onurlandýrdýlar; denize açýlacaðýmýz zaman gereksindiðimiz malzemeleri gemiye yüklediler.

11 Üç ay sonra, kýþý adada geçiren ve ikiz tanrýlar simgesini taþýyan bir Ýskenderiye gemisiyle denize açýldýk.

12 Sirakuza Kenti'ne uðrayýp üç gün kaldýk.

13 Oradan da yolumuza devam ederek Regium'a geldik. Ertesi gün güneyden esmeye baþlayan rüzgarýn yardýmýyla iki günde Puteoli'ye vardýk.

14 Orada bulduðumuz kardeþler, bizi yanlarýnda bir hafta kalmaya çaðýrdýlar.

15 Haberimizi alan Roma'daki kardeþler, bizi karþýlamak için Appius Çarþýsý'na ve Üç Hanlar'a kadar geldiler. Pavlus onlarý görünce Tanrý'ya þükretti, yüreklendi.

16 Roma'ya girdiðimizde Pavlus'un, bir asker gözetiminde yalnýz baþýna kalmasýna izin verildi.

17 Üç gün sonra Pavlus, Yahudiler'in ileri gelenlerini bir araya çaðýrdý. Bunlar toplandýklarý zaman Pavlus kendilerine þöyle dedi: 'Kardeþler, halkýmýza ya da atalarýmýzýn törelerine karþý hiçbir þey yapmadýðým halde, Yeruþalim'de tutuklanýp Romalýlar'ýn eline teslim edildim.

18 Onlar beni sorguya çektikten sonra serbest býrakmak istediler. Çünkü ölüm cezasýný gerektiren hiçbir suç iþlememiþtim.

19 Ama Yahudiler buna karþý çýkýnca, davamý Sezar'a* iletmek zorunda kaldým. Bunu, kendi ulusumdan herhangi bir þikâyetim olduðu için yapmadým.

20 Ben Ýsrail'in umudu uðruna bu zincire vurulmuþ bulunuyorum. Sizi buraya, iþte bu konuyu görüþmek ve konuþmak için çaðýrdým.'

21 Onlar Pavlus'a, 'Yahudiye'den seninle ilgili mektup almadýk, oradan gelen kardeþlerden hiçbiri de senin hakkýnda kötü bir haber getirmedi, kötü bir þey söylemedi' dediler.

22 'Biz senin fikirlerini senden duymak isteriz. Çünkü her yerde bu mezhebe karþý çýkýldýðýný biliyoruz.'

23 Pavlus'la bir gün kararlaþtýrdýlar ve o gün, daha büyük bir kalabalýkla onun kaldýðý yere geldiler. Pavlus sabahtan akþama dek onlara Tanrý'nýn Egemenliði'ne* iliþkin açýklamalarda bulundu ve bu konuda tanýklýk etti. Gerek Musa'nýn Yasasý'na, gerek peygamberlerin yazýlarýna dayanarak onlarý Ýsa hakkýnda ikna etmeye çalýþtý.

24 Bazýlarý onun sözlerine inandý, bazýlarý ise inanmadý.

25 Birbirleriyle anlaþamayýnca, Pavlus'un þu son sözünden sonra ayrýldýlar: 'Peygamber Yeþaya aracýlýðýyla atalarýnýza seslenen Kutsal Ruh doðru söyledi.

26 Ruh dedi ki, 27 Çünkü bu halkýn yüreði duygusuzlaþtý, Kulaklarý aðýrlaþtý. Gözlerini de kapadýlar. Öyle ki, gözleri görmesin, Kulaklarý duymasýn, yürekleri anlamasýn, Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onlarý iyileþtirirdim.>

28 'Þunu bilin ki, Tanrý'nýn saðladýðý bu kurtuluþun haberi öteki uluslara gönderilmiþtir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir.'*fx*

29

30 Pavlus tam iki yýl kendi kiraladýðý evde kaldý ve ziyaretine gelen herkesi kabul etti.

31 Hiçbir engelle karþýlaþmadan Tanrý'nýn Egemenliði'ni tam bir cesaretle duyuruyor, Rab Ýsa Mesih'le ilgili gerçekleri öðretiyordu.